15/1/2007
1828-1829 Osmanlı Rus Harbi'nde Osmanlı Ordusu'na Rizeli
"Padişahımız efendimiz bize böyle fermân göndermiş" diyerek cân ü gönülden o buyruğu yerine getirmek için birlik içinde ayağa kalkarlar."
"Rize halkı kabile kabiledir. Her kabile, başları olan ağalarına son derece bağlıdır. Bunun için bunlardan asker istenildiği zaman, kendi sorumluluk ve görevlerini bilip hâzır ve âmâde olurlar."
Rizeli Ağalar
"Padişahımızın buyruğudur, devletin bize ihtiyacı var" diyerek 1828 yılının Rizesinde (Lazistan) maiyetindekileri asker olarak devlete vermek için seferber olan ağalar:
Sürmeneli Hüseyin Çelebioğlu Ali Ağa, Polat Ağaoğlu Kasbar Mahmut Ağa, Tahir Ağaoğlu Mehmet Ağa, İsmail Çelebioğlu Yakup Ağa, Bazioğlu Hasan ve Kibar Ağalar, Tulluoğlu Mustafa Ağa, Hacı Alioğlu Ferat Ağa, Karakaş Ahmet Ağa, Keleş Ağa, Hacı Mustafa Ağa, Çehrelioğlu Hasan Ağa, Hacı Yakupoğlu Hacı Yakup Ağalar,
Oflu Cansızoğlu Genç Ağa, Cafer Ağa ve Hacı Hasanoğlu, Sarıalioğlu Ömer Ağa, Harapoğlu Mustafa Ağa, Kemhacıoğlu Osman Ağa, Çakıroğlu Ağa, Hacı Fazlıoğlu Ağa,
Rizeli Tuzcuoğlu Tahir, Abdülkadir ve Abdülaziz Ağalar, Zaimoğlu Hüseyin Ağa, Metooğlu Osman ve Salih Ağalar, Piroğlu Memiş ve Hasan Ağalar, Maramahmutoğlu Musa Bey,
Mapavrili (Çayeli) Sipahioğlu Osman Ağa,
Hemşinli Ayan Halit Ağa, Eksenoz Deresi Muhtarı Mahmut Ağa, Kırhisarlıoğlu Süleyman Ağa, Fareoğlu Memiş Ağa,
Gönyeli (Artvin) Patseoğlu Mustafa Ağa, Mahmut Beyoğlu Osman Bey, Seydioğulları, Çukurvan(?)oğlu Hüseyin Ağalar...
Osmanlı tarihinde Sultan II. Mahmud dönemi oldukça ilginç bir dönemdir. Pek çok yeniliklerin, sayısız ilklerin yaşandığı bir dönemdir. Bu padişah zamanında atılan adımlar meyvelerini günümüzde dahi vermektedir.
Sultan Mahmut dönemi olaylarının en önemlilerinden birisi şüphesiz ki, 1829 Osmanlı-Rus Harbi'dir. Rusların kapsamlı olarak ilk defa Türk topraklarına girdikleri savaştır. Batı'da Edirne'ye kadar, doğuda Erzurum ve Bayburt'a kadar ilerlemişlerdir. Kars, Ardahan ve Erzurum civarlarında büyük savaşlar olmuştur. Meşhur Kanlı Tabya bu savaşta önemli bir rol oynamıştır. Savaşın sürdüğü sıralarda Osmanlı devleti o zamanki sistemi gereği Erzurum'daki kuvvetlere katılmak üzere pek çok yerden asker topluyordu. Bu yerlerin arasında da Lazistan sancağı da bulunuyordu. O zamanki yapılanmada ilçe ile vilayet arasında bir idari birim olan sancak, günümüzde terkedilmiştir. Merkezi Rize olan Of, Sürmene ve Hemşin kazalarından oluşan Lazistan sancağının nüfusunu kesin olarak bilmiyoruz. Bir zamanlar Gönye (Artvin) sancağıyla birlikte Batum'a bağlanan, Batum'un Rusların eline geçmesiyle tekrar Trabzon vilayetine dahil edilen, daha sonraları Cumhuriyetin ilk yıllarında Artvin ile birleşerek Çoruh adını alan günümüz Rizesi, bugünkü sınırlarına sonradan kavuşmuştur. Dolayısıyla o vakitlerdeki Rize'den nüfusuna göre ne oranda asker çıkartıldığını tespit edemedik. Fakat yörenin ileri gelenleri olan "ağaların" kendi sorumluluklarında bulunan insanlar, yani halk arasından tertip ettikleri ve ordu için seçip gönderdikleri asker sayısı yine de oldukça yüksektir. Padişahın ifadesiyle "buralar, 8050 kişiden daha fazlasını da çıkarabilir" durumda bulunmaktaydı.
Basit bir "asker alma" gibi görünen ama yöremize ait içinde oldukça ilginç ipuçları bulunan iki belgeyi, o dönemin nezaketini ve olaylarını verdikten sonra okumak tarihimizin güzel bir yanını ortaya koyacaktır.
Sultan Mahmud kızını Rize'ye gelin vermiştir. Hemşinli Sadrazam Mehmet Ali Paşa, Sultan Mahmud'un kızı Adile Sultan'la evlenir. Mehmet Ali Paşa'nın oğlu da saraya damat olmuştur. Osmanlı Rus Harbi'nin patlak verdiği sene Mehmet Ali, Rize'den henüz gelmiş ve yine Rizeli olan Kaptanıderya Pabuççu Ahmed Paşa'nın dairesine girmiş ve oradan da saraya alınmıştır (1828). II. Mahmut için Rize son derece maruf ve bilinen bir yerdir. Onun kaleminden damadının memleketi hakkındaki bilgiler son derece önemlidir.
1828-1829 Osmanlı-Rus Harbi esnasında oldukça sıkışık bir durumla karşı karşıya kalan Osmanlı İmparatorluğu'nun doğudaki savaşlarında Rize'den ayrıca bir kuvvet oluşturmak istemesi sıradan bir olay değildir. Yemen Muharebelerinde, Çanakkale Savaşlarında ve Kurtuluş Savaşlarında yöremiz insanlarının varlığı ve etkinliği bir tesadüf değildir. II. Mahmut dönemi Osmanlı İmparatorluğu'nda ve dünyada neler oluyordu? Bu bilgiler ışığında bahsimize konu olan Padişah Fermanını inceleyelim.
Devrin Hükümdarı: İkinci Mahmut Han
İslam halifelerinin doksan beşincisi ve Osmanlı padişahlarının otuzuncusudur. Birinci Abdülhamid hanın oğlu, sultan Abdülmecid hanın babasıdır. 1785 de doğup, 1839 da vefat etti. 1808 de halife oldu. Adlî mahlasıyla şiirler yazan usta bir şair.
Sultan İkinci Mahmud Han, Osmanlı Devletinin ilerlemesini, teknik ve sanayide devrin seviyesine ulaşılmasını isteyen tedbirli, gayretli bir padişahtı. Onun zamanında devlet, Avrupa tarzında sistemli orduya sahip oldu. Avrupa'da askerlik ve yeni silahların kullanılmasını öğrenmek için, talebe gönderdi. Askeri Tıbbiye ve Harbiye mekteplerini kurdu. Sıbyan mekteplerinin üstünde Rüşdiyeler (ortaokul) ile devlet memurlarının yetiştirilmesi için de Mekteb-i Maarif-i Adli kuruldu. İkinci Mahmud Han, hükümet teşkilatı usülleri, kıyafet nizamında yenilikler yaptı. Osmanlı Devletinde büyük bir yekün tutan vakıflar için Evkaf Nezareti kuruldu. Hükümet ve ahalinin önemli meselelerinin görüşüldüğü Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye; askeri işlerin görülüp, kararlaştırıldığı Dâr-ı Şûra-yı Askeri (Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı işlevini görmekteydi) müessesesi kuruldu. Memurlar iç ve dış işlerde olmak üzere ikiye ayrılıp, maaşları, rütbe ve derecelerine göre bağlanarak, verilmeye başlanıldı. Posta müessesesini kurdu. Buharlı gemiler onun zamanında geldiler.
II. Mahmut Devrinin önemli olayları
II. Mahmut döneminin belli başlı olaylarına bir göz atılacak olursa, tarihimiz açısından bu devrin ne kadar önemli bir dönem olduğu görülür.
Türk Magna Carta'sı da denilen "Sened-i İttifak" II. Mahmut tarafından imzalandı. (1808). Üsküdar'da Şemsi paşa camii yanında 1816'da Adliye camiini, yağlı boyalı ahşap Beylerbeyi ve Çırağan saraylarını yaptırdı. 1819'da Hz. Halid'in türbesini tamir etti. 1819'da Beyoğlunda Galatasaray lise binasını yaptırdı. Mora'da Tepedelenli Ali Paşa isyan etti (1820).
Osmanlı Rus Savaşı (1828)
II. Mahmut devrinde 1826'da Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasıyla Asakir-i Mansure-i Muhammediye kurulmuş ama talimli asker yokluğu başlamıştı. Navarin Olayı ile de Osmanlı donanması tamamen yok edilmişti. Osmanlı Devleti'nin askerî gücü çok zayıftı; hatta yoktu denebilir. Bu fırsatı kaçırmayan Ruslar, tekrar Ahıska üzerine yürüdüler.
Mehmet Ali Paşa'nın Mora'ya yerleşmesi Rusya, İngiltere ve Fransa'yı endişeye düşürmüştü. Bu üç devlet 1827 de Londra'da aralarında bir anlaşma yaptılar. Bu anlaşmanın esası, Yunanistan'a bağımsızlık vermek ve Türklerin Mora'dan çıkmasını sağlamaktı.
Doğu Anadolu'dan da saldırdılar. Kars'ı, Erzurum'u işgal ettiler. II. Mahmut barış istemek zorunda kaldı. Rusya'da Çar, Nikola idi. Rusya'da karışıklıklar çıktı ve aynı zamanda İngiltere ve Avusturya, Rusların bu ilerlemesinden memnun değildi. Ruslar durdu ve anlaşma imzalandı.: Meşhur 1829 Edirne Anlaşması.
Osmanlı'dan ilk ayrılan devlet: Yunanistan
Bu anlaşmada şu önemli hükümler vardır:
1. Rus gemileri Boğazlardan serbestçe geçecekler ve Ruslar Osmanlı topraklarında serbestçe ticaret yapacaklardır.
2. Türk askeri Eflak ve Buğdan'dan çıkacak, Sırbistan'ın hakları tanınacaktır.
3. Bağımsız Yunan devleti kurulacaktır.
Kuleli Askeri Lisesi'nin olduğu yerde 1828 yılında ilk defa yarı kârgir olarak bir süvari kışlası yapıldı.
Osmanlı Devlet teşkilatındaki önceki müesseselerin yerine, Sadrazama Başvekil (Başbakan); Defterdara Maliye Nazırı (Maliye Bakanı); Reisü'l küttaba Hariciye Nazırı (Dışişleri Bakanı); Sadrazam Kethüdasına Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı) denilmeye başlanıldı.
Bayburt ve Gümüşhane 1828 yılında işgal edildi ve Ordumuzun burada Rusları yenmesiyle tekrar geri alındı. Ruslar Erzurum'u işgal etti.
1828-1829 Rus-Osmanlı savaşının en şiddetli çarpışmaları Kars'taki Kanlı Tabya'da yapılmıştır. Bu tabya, İran şahı Tahmasb kaleyi kuşattığı zaman kale savunmasına karşılık bir karargâh olarak yaptırılmıştır. Tabya etrafında suni toprak sütreler mevcuttur. Eski adı Büyük Tabya iken bu yıldan sonra halk tarafından Kanlı Tabya olarak anılmaya başlanmıştır.
1828 yılında da bugünkü Beyazıt Kulesi inşa edilmiştir.
Kafkaslar Rusların eline geçti
Ahıska şehri, 28 Ağustos 1828 sabahı Rusların eline düştü. Bunu Çıldır eyaleti takip etti. Bu eyalete bağlı yerler: Bedre, Azgur, Ahılkelek, Hırtız, Cecerek, Ahıska, Altunkale (Koblıyan), Acara (Bu sekiz sancak 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması'yla Ruslara bırakılmıştır, bugün Gürcistan'dadır); Maçahel (Bugün bir kısmı Acara'da), Livana (Artvin), Yusufeli, Ardanuç, İmerhev, Şavşat (Bu sancaklar bugün Artvin ilimizdedir), Oltu, Narman, Kamhıs (Bunlar şimdi Erzurum'da); Posof, Ardahan, Çıldır, Göle (Bunlar da şimdi Ardahan ilimizdedir).
Rusya, İranla 1828'de imzaladığı Türkmençay Andlaşması ile elde ettiği Revan ve Nahçıvan hanlıklarını birleştirerek Ermeni vilâyetini kurdu.
1828-1829 Rus-Osmanlı Harbi'nde Ermeniler ilk olarak Osmanlı'ya karşı savaştılar.
1828'de Dünyada Neler Oldu?
1828 Rus Osmanlı Savaşının Çocukları
Amerika'da kızılderililere karşı savaşanların arasında en önemlisi olarak General George Crook 1828'de Ohio'da bir çiftlik evinde dünyaya geldi.
İspanyol Ressamları arasında Triumvira olarak nitelenen sanat dâhilerinden biri olan Francisco de Goya,
Büyük Rus yazarı, fikir, eğitim, sanat dünyasının en ünlü kişilerinden biri olan Lev Tolstoy,
Fransız bilim kurgu yazarı Jules Gabriel Verne (Jül Vern),
Ünlü İngiliz fizikçi ve kimyager Sir Joseph Wilson Swan ve
Eleştirel gerçekçi edebiyat anlayışının tiyatrodaki öncüsü, çağdaş tiyatronun kurucularından, Norveçli oyun yazarı ve şair Henrik İbsen 1828'de birer savaş çocukları olarak doğmuşlardır.
Sultan II. Mahmut'un Fermanı
Benim katıma sunduğun işbu yazın ve gönderilen fermânla asker tertip defteri tarafımdan görülmüştür. Bu kazâlardan daha fazla asker alınması mümkün ise de şimdilik sekiz bin elli asker yeterlidir. Fermânın yukarı tarafı hatt-ı hümâyûnumla (kendi el yazımla) süslenip tarafına gönderilmiştir. Gereği yapıla ve muvaffak olurlar inşallah. (Sultan Mahmut II)
Şevketlü kerâmetlü heybetli kudretlü velinimetim efendim.
Malumları buyurulduğu üzere, Trabzon eyaletinde olan Lazistan tabir edilen Sürmene, Of, Rize ve Hemşin kazaları ve Gönye (Artvin) sancağı halkı, Çerkesler gibi kalabalık bir halk olup günümüze kadar bazı nedenlerden dolayı Osmanlı Devleti tarafından ihmal edildiklerinden dolayı kendi hallerinde kalmışlardır. Ve halihazırda ülkemizde sağlanan umumi birlik ortamında bunların da askere çağrılmaları ve bu yolda çalıştırılmaları sağlanırsa, oralarda yeni bir kuvvet elde edilmiş olacaktır. Geçen gün zat-ı alilerinin ellerine arz olunup izin talep edildiği üzere zikr olunan Lazistan kazalarının ağaları ve alimlerine hitâben, mevcut durum ve Müslümanların birliğinden de bahseden emirler çıkarılmıştır. Bu amaçla Hocalardan Süleyman Efendi kulları mübaşir olarak görevlendirilmiştir. Ayrıca Şeyhülislâm Efendi'ye de konu anlatılmış ve alimlerden bir efendi seçilmiştir. Bu efendi de Süleyman Efendi ile birlikte Rize'ye gönderilmiştir.
"Lazlar vahşidir, ama hepsi dinlerine ve devletlerine bağlıdır"
Erzurum tarafı için gerektiğinde çıkarılmak üzere Sivas ve Maden ve Diyarbakır ve diğer bazı yerlerden yeterli sayıda mürettep asker toplandığı gibi Lazistan kazalarından da inâbe tertibâtından, yani gönüllülerden ayrı olarak biraz asker toplanması düşünülmekteydi. İstanbul'a gelen Trabzon ileri gelenleriyle de Rize'den asker alınması konusu söyleşilmiştir. Buraları bilenler olarak bu insanlar, "Lazistan kazalarının her birine başka başka fermân göndermektense hepsine birden ve ağalarının isimlerinin belirtilmesiyle umumuna hitaben bir bir ferman yazılıp gönderilmesinin yeterli olacağını" ifade etmişlerdir. Ayrıca şunu da ilave etmişlerdir:
"Padişahımız efendimiz bize ferman göndermiş"
"Her ne kadar Lazistan halkı vahşi bir kavim iseler de aslında hepsi dindardır. Alimleri çoktur. Devlet-i Aliyye'ye itaatli bir taifedirler. Bunun için buyurulacak fermânın üstüne padişahımız bizzat kendi mübarek elleriyle izahat buyururlarsa işte o zaman bütün Rizeliler büyük bir heyecan, coşku ve aşka kapılarak "Padişahımız efendimiz bize böyle fermân göndermiş" diyerek cân ü gönülden o buyruğu yerine getirmek için birlik içinde ayağa kalkarlar. Lazistan halkı kabile kabiledir. Her kabile, başları olan ağalarına son derece bağlıdır. Bunun için bunlardan asker alma talebinde bulunulduğu zaman, her biri şimdiden kendi sorumluluk ve görevlerini bilip hâzır u âmâde olurlar. Öncelikle Erzurum valisi tarafından kendilerine haber haber geldiği zaman hemen derhal sorumlu oldukları askerle hareket eylemeleri konusunda her birine, padişahımız tarafından gerektiği gibi ayrı ayrı emirler gönderilmesinin münâsip olacaktır."
Trabzon vilayetinin İstanbul'a gelen ileri gelenlerinin bu sözleri hakikaten doğrudur. Canik Muhassılı Osman Bey kulları da bunları tasdik etmiş ve doğrulamıştır. Bu duruma göre bu kazalardan, Erzurum tarafına gönderilmek üzere ağaları tarafından düzenlenen defter kayıtlarına göre toplam sekiz bin elli nefer asker toplanmıştır. Rize'deki kabilelerin ağalarına görev ve sorumluluklarının belirtildiği diğer emirlerin de gönderilmesi münasip olacaktır.
Halihazır durumun nezaketi ve Müslümanların birliğinin anlatıldığı, Lazistan ahalisinin gaza ve savaşa teşvik edildiği bir ferman sureti ve yukarıda bahsedilen ağaları tarafından tutulan asker defterleri beraberce huzurlarınıza sunulmuştur. Bu buyruk suretinin yukarısı, zat-i alilerinin kendi elyazılarıyla, "gereği yerine getirile" ifadesiyle süslenip düzenlenen defterlere göre asker toplanması şeklinde emir buyurulursa "emir ve fermân" şevketlü kerâmetlü heybetlü kudretlü velinimetim efendim pâdişahım hazretlerinindir.
(Başbakanlık Osmanlı Arşivi, HAT 1072/43876, sene: H. 1243.Z.29 (M. 1828)
BELGE
Ağaların Tuttuğu Defterlere Göre Kazaların Asker Miktarları
Sürmene Kazası
Ağalara hitaben başka başka on kıta emir gönderilmesi
Hüseyin Çelebioğlu Ali Ağa: 070
Polat Ağaoğlu Kasbar Mahmut Ağa ve Tahir Ağaoğlu Mehmet Ağa ve sâir ağaların katılımıyla: 250
İsmail Çelebioğlu Yakup Ağa: 150
Bazioğulları Hasan Ağa ve Kibâr Ağa: 150
360
Tolluoğlu Mustafa Ağa: 050
Hacı Alioğlu Ferat Ağa ve Karakaş Ahmet Ağa ve Keleş Ağa: 040
Kür Alaybeyi Hacı Mustafa Ağa: 080
Çehrelioğlu Hasan Ağa: 080
950
Hacı Yakupoğlu Hacı Yakup Ağa ve Mahone ihtiyarlarıyla birlikte 250
Of Kazası
Ağalara, müftü, alimlere, ihtiyarlara, ve diğer iş erlerine hitâben başka başka iki kıta emir gönderilmesi
Cansızoğulları Genç Ağa ve Cafer Ağa ve Hacı Hasanoğlu ve Sarı Alioğlu Ömer Ağa, Peçan Deresi alimleri, diğer ağaları, ihtiyarlar ve diğer iş erlerinin katılımıyla: 1.800
Harâpoğlu Mustafa Ağa ve Kemhâcıoğlu Osman Ağa ve Çakıroğlu Ağa ve Hacı Fazlıoğlu Ağa ve Balta Deresi alimleri, diğer ağaları, ihtiyarlar ve iş erlerinin katılımıyla: 1.200
Rize kazası
Ağalara hitaben başka başka yedi kıta emir gönderilmesi
Tuzcuoğulları Tâhir Ağa ve Abdülkadir Ağa ve Abdülaziz Ağa: 1.000
Zaimoğlu Hüseyin Ağa: 50
Metooğulları Osman Ağa ve Salih Ağa: 50
Pîroğulları Memiş Ağa ve Hasan Ağa: 50
Kara Mahmutoğlu Memâten(?)oğlu Musa Bey: 50
Sipahioğlu Osman Ağa ve Mapavri'nin (Çayeli) diğer ağaları ve söz sahibi olanların katılımıyla: 500
Hemşin kazası
Ağalara hitaben başka başka emir gönderilmesi
Ayân Halit Ağa: 450
Eksenoz Deresi Muhtarı Mahmut Ağa: 350
Kır(?)hisaroğlu Süleyman Ağa: 100
Fareoğlu(?) Memiş Ağa: 100
Gönye (Artvin) Sancağı
Ağalara hitâben üç kıta, alimlere ve iş erlerine bir kıta emir gönderilmesi
Patseoğlu Mustafa Ağa: 100
Mahmut Beyoğlu Osman Bey ve Seydioğulları: 100
Çukurvan(?)oğlu Hüseyin Ağa: 200
Ülke iş erleri: 600
Toplam Yekün: 8050
(Başbakanlık Osmanlı Arşivi, HAT. 1072/43876-A sene: Hicri: 1243 (Miladi:1828)
I. BELGE (HATT-I HÜMAYUN)
İşbu takririn ve ısdâr olunan fermânla tertîb defteri manzûr ve ma'lûm-ı hümâyûnum olmuştur. Mukaddemâ ihzâr olunduğuna göre bu kazâlardan dahi ziyâde asker ihrâcı me'mûl ise de şimdilik sekiz bin elli nefer kâfîdir. Fermânın bâlâsı hatt-ı hümâyûnumla tezyîn kılınıp tarafına gönderilmiştir. Mûceb ve muktezâsınca amel ve gene muvaffak olurlar inşallah.
Şevketlü kerâmetlü mehâbetlü kudretlü velî-nimetim efendim.
Ma'lûm-ı me'âlî-melzûm-ı mülûkâneleri buyurulduğu üzere Trabzon eyaletinde kâin Lazistan ıtlâk olunan Sürmene ve Of ve Rize ve Hemşin kazaları ve Gönye sancağı ahalileri Çerakise halkı gibi bir takım halayık-ı kesire olup bu ana kadar bazı esbaba mebni taraf-ı Devlet-i Aliyye'den usul-ı celb ve i'mâllerine bakılamamak cihetiyle kendi tabayi-i behîmeleriyle kalmış ve elhâletü hâzihi tutulan ittifâk-ı umumiyye usulünce bunların dahi celb ve i'mâlleri husûlünde ol taraflarda bir kuvvet-i cedide tahsil olunmuş olacağından geçen gün mübârek hâk-i pây-ı mekârim-ihtivâ-yı cihân-bânîlerine arz ve istîzân kılındığı üzere zikr olunan Lazistan kazalarının ağavat ve ulemâsına hitâben ahvâl-i hâzıra ve ittihâd-ı millet-i İslâmiyye beyânıyla evâmir-i aliyye ısdâr ve hocâgândan Süleyman Efendi kulları mübaşir tayin ve semâhatlü Şeyhülislâm Efendi dâîleri tarafına bi'l-ifâde ulemâdan bir efendi dâîleri intihâb ve terfîk kılınmış ve elhâletü hâzihi Erzurum tarafı için lede'l-iktizâ çıkarılmak üzere Sivas ve Maden ve Diyarbakır ve sâir bazı mahallerden kifâyet-i mürettebe asâkir tertibini derdest olduğu misillü işbu Lazistan kazalarından dahi inâbe tertibâtından başka olarak Erzurum için biraz asker tertibi tasavvur olunmakta iken bu defa Dersaadet'e vürud eden Trabzon vücuhuyla dahi söyleşilerek hasbe'l-vukuf vaki olan ifadelerinde zikr olunan Lazistan kazalarına başka başka fermân-ı âli olmayarak cümlesine birden ve ağavatlarının esâmîleri tasrîhiyle umumuna hitaben bir kıt'a olarak ısdâr ve eğerçi işbu Lazistan ahalisi vahşi bir kavim iseler dahi maamafih cümlesi mütedeyyin ve ulemâsı kesir ve Devlet-i Aliyye'ye itaatli bir taife olduklarından işbu sudûr buyurulacak fermân-ı âlînin bâlâsı mübarek hatt-ı hümâyûn-ı hazret-i şehenşâhîleriyle tevşîh buyurulur ise işte ol vakit umûm Lazistan'a azim şevk ve gulgule düşerek "Padişahımız efendimiz bize böyle fermân göndermiş" diyerek cân ü gönülden tenfîz ve icrâsına bi'l-ittifâk kıyâm ve müsâraat edecekleri âşikâr olduğunu ve işbu Lazistan ahalîleri kabile kabile olarak her bir kabilenin başı ağalarına bağlı gibi olduğundan bunlardan asâkir tertib olunduğu surette her biri şimdiden kendilerinin memuriyetlerini bilip ve hâzır u âmâde bulunup hemen Erzurum valisi tarafından kendilerine haber vürûdunda derhal memur oldukları askerle hareket ve azimet eylemeleri bâbında her birine iktizâsına göre başka başka evâmir-i aliyye tasdîr olunması münâsib olacağını ifâde etmiş ve ifâdât-ı vâkı'aları nefsü'l-emre muvafık görünüp Canik Muhassıli Osman Bey kulları dahi tasdik ve tasvib eylemiş olduğundan ol vechile kazâhâ-ı merkumeden Erzurum tarafına mûmâ-ileyhim marifetiyle yaptırılan defter mantukunca cem'an sekiz bin elli nefer asâkir tertib olunarak memuriyetlerini mutazammın icabına göre başka başka evâmir-i aliyye tasdîr ve tehyie ettirilmesi ve mukteziyyât-ı ahvâl-ı hâzıra ve ittihâd-ı millet-i İslamiyye kifâyetini mübeyyin ve ahalî-i Lazistan'ın lede'l-iktiza emr-i gazâ ve cihâda teşvik ve iğrâlarını mutazammın bir kıt'a emr-i celîlü'ş-şân dahi ısdâr olunarak zikr olunan asâkir defteriyle beraber ma'rûz-ı huzûr-ı übbehet-nüşûr-i şehenşâhîleri kılınmış olmakla emr-i âlî-i mezkûr bâlâsının mucebince amel ve hareket olunmasını emr-i mübarek-i hatt-ı şerif-i şevket-redîf-i şâhâneleriyle tezyîn ve tevşîhi ber-muceb-i defter asâkir tertibi husûslarında ne vechile irade-i seniyye-i cihân-dârîleri müteallik buyurulur ise emr ü fermân şevketlü kerâmetlü mehâbetlü kudretlü velliyy-i nimetim efendim pâdişahım hazretlerinindir.
BOA. HAT 1072/43876
1243.Z.29 (1828)
Polat Ağazâde Kasbar Mahmut Ağa ve Tahir Ağazâde
Mehmet Ağa ve âhunlu-yı sâire ağavâtı ilhâkıyla .............250
İsmail Çelebizâde Yakup Ağa .............................................150
Bazizâdeler Hasan Ağa ve Kibâr Ağa ...............................150
..................................................................................................360
Tolluzâde Mustafa Ağa .........................................................050
Hacı Alizâde Ferat Ağa ve Karakaş Ahmet Ağa ve
Keleş Ağa ................................................................................040
Kür Alaybeyi Hacı Mustafa Ağa ...........................................080
Çehrelizâde Hasan Ağa ........................................................080
...................................................................................................950
Hacı Yakupzâde Hacı Yakup Ağa ve Mahone'nin
ihtiyarları ilhâkıyla ...................................................................250
................................................................................................1.200
Kaza-i Of
Cansızzâdeler Genç Ağa ve Cafer Ağa ve Hacı Hasanzâde ve
Sarı Alizâde Ömer Ağa ve Peçan Deresi ulemâları ve sâir ağavâtları ve
ihtiyârân ve sâir iş erleri ilhâkıyla ................................................................Neferât: 1.800
Harâbzâde Mustafa Ağa ve Kemhâcızâde Osman Ağa ve Çakırzâde Ağa ve
Hacı Fazlızâde Ağa ve Balta Deresi ulemâları ve sâir ağavatları ve
ihtiyârân ve iş erleri ilhâkıyla .......................................................................Neferât: 1.200
Kaza-i Rize
Zaimzâde Hüseyin Ağa ...................................................................Neferât: 50
Metozâdeler Osman Ağa ve Salih Ağa .........................................Neferât: 50
Pîrzâdeler Memiş Ağa ve Hasan Ağa ...........................................Neferât: 50
Kara Mahmutzâde Memâten(?)zâde Musa Bey ..........................Neferât: 50
Sipahîzâde Osman Ağa ve Mapavri'nin sâir ağavâtı ve
söz sahibi ilhâkıyla ..........................................................................Neferât: 500
Kaza-i Hemşin
Eksenoz Deresi Muhtarı Mahmut Ağa ..........................Neferat: 350
Kır(?)hisarzâde Süleyman Ağa .....................................Neferat : 100
Farezâde Memiş Ağa ......................................................Neferât : 100
Gönye Sancağı
Mahmut Beyzâde Osman Bey ve Seydîzâdeler ........................Nefer : 100
Çukurvan(?)zâde Hüseyin Ağa ....................................................Nefer : 200
Ülke iş erleri ....................................................................................Neferât : 600
Cem'an Yekûn: ..............................................................................Neferât : 8050
BOA. HAT. 1072/43876-A
1243 (1828)
Dipnot için:
Vakıf Rize Dergisi, Sayı: 37 (Mart-Nisan) İstanbul 2007, s. 99-104
Muhammet Safi
Başbakanlık Osmanlı Arşivi Uzmanı
muhammetsafi@gmail.com
muhammetsafi.blogcu.com
Kategori: (Tarih) :: Yorum yaz!
:: Arkadaşına Gönder!
Yazan: selim demircan | Konu: Değerli bilgiler | Tarih: 2007-03-04 22:04:45
Bunlar o kadar değerli bilgilerdir ki, paha biçilmez. İnşanlah layıkıyla korunur da bizden sonraki kuşaklar da bunları öğrenir. Nasıl ki, Peygamber efendimizi tanımadığımız halde içimizde ona karşı büyük bir sevgi ve aşk var, aynen öyle de, bütün tarihimizi de sonraki kuşaklar bu gibi yazılarla öğrenecek ve sevcektir. Bu bilgiler gelecek nesillerin yüreğinde mertlik ve dürüstlük örneği olacaktır. Zaten Rize halkı Allahını ve ecdadını bilen ve seven insanlardır. Birlik ve beraberliğimiz hiç bozulmasın Allah herdaim güçlü ve asil kılsın. Emeği geçeh gecen herkese canı gönülden teşekkürler. selimdmrcan@hotmail.com
Düzenleyen muhammetsafi gün: 4/3/2007 saat: 23:55
Bağlantı:: ::













































