Hemşinli Sadrazam Damat Mehmet Ali Paşa

2006-08-17 21:00:00






Sultan II. Mahmud'un damadı, Sultan Abdülmecid'in eniştesi, Şair, tasavvuf erbabı, hayır sahibi ve hanım sultanların en güzeli Adile Sultan'ın sevgili eşi, Tophane Müşiri, Kaptanıderya, Serasker ve Sadrazam
Hemşinli Damat Mehmet Ali Paşa


Muhammet Safi
Başbakanlık Osmanlı Arşivi Uzmanı
http://muhammetsafi.blogcu.com
muhammetsafi@gmail.com

Osmanlı'da Padişahtan sonra gelen ikinci büyük devlet adamına Sadrazam denirdi. Sadrazam, yani -tam anlamıyla karşılamasa da- Başbakan, padişah adına devleti yürüten insandı. Bu mevkiye gelen ender ve seçkin insanlardan birisi de Hemşinli Mehmet Ali Paşa'dır. Kendisine ikbalin kabılarını açan ise, yine bir Rizeli olan ve  himayesine girdiği Osmanlı Kaptanıderyası, yani Denizkuvvetleri Komutanı Papuççu Ahmet Paşa'dır. Enderun Tarihi adlı eserinde Ata'nın dediğine göre Mehmet Ali, genç yaşında Kaptanıderya Rizeli Papuççu Ahmet Paşa'nın kaptanlığında donanma ile denizlerde gezdiklerinden dolayı kaptanlığı ve denizciliği oldukça severdi. Bundan dolayı bilgisi ve tecrübesi de emsal ve akranlarından fazla idi. Nitekim bu sevgisi onun çok güzel hizmetler yapmasını sağlamıştır. Tersane-i Amire nizamlarına ve yeni usul ve düzende bir takım makineler getirtilmesine ve yeni gemi yapım havuzları inşasına pek çok hizmetler sarf etmiştir. Torunları da devlette önemli görevler ifa eden saygıdeğer insanlardır. Oğlu Edhem Mahmud Paşa da Refia Sultanla evlenip saraya damat olma geleneğini sürdürmüştür. Meclis-i Vâlâ'da vezir rütbesiyle bulunmuştur. Şura-yı Devlet (Danıştay) üyeliği de yapmıştır. 36 yaşında vefat etmiştir. Oğlu Mehmet Ali Bey de ondan iki sene sonra ölmüştür. Edhem Mahmud Paşa arkasında sadece bir kız çocuğu bırakmıştır.

 
 

Mehmet Ali Paşa'nın en büyük şansı ise efsanevi güzel, nazik ve zarif hanım sultan Adile Sultanla evlenip saraya damat olmasıdır. Adile Sultan'ın eşinin ölümünden sonra kaleme aldığı ağıt, bu sevginin bir göstergesidir:



Hoş idi halim onunla, bana şefkatli idi
Bir iyal idi mahabbetli, mürüvvetli idi
Düşman ve dostunu anlardı, dirayetli idi
Râzı-yı hükm-i kaza, pek ulu devletli idi.

Bir Mehmet Ali Paşa idi o dünyada
Şad ede ruhunu Mevlâ mele-i âlâda

Kimsenin canını yakmak ona gayr-i imkan
İntikam alma ise müşkil ve ihsan-âsân
Bir Mehmet Ali Paşa idi ol dünyada
Şimdi hâk (toprak) içre veli mertebesi a‘lâda

Sandım onunla ömrüm dertsiz geçer
Hatırımdan onun gitmez idi hiç ayrılığı
Neyleyem böyle imiş Hüda emri, kaderin hükmü
Yanarım ayrılık ateşi ile haşre kadar
Bir Mehmet Ali Paşa idi ol dünyada
Kendisi sonsuzluğa gitti, koydu beni tenhâda

Devlet ve dine sadakatle ederdi hizmet
Peygamber emrini icraya kılardı gayret
Bir özü doğru, sözü doğru muhibb-i devlet (devletini seven)
Öyle bir yar için Adile ağlar elbet
Bir Mehmet Ali Paşa vardı o dünyada
Yüzünü göstere Allah ona ukbada (Ahirette)
Adile Sultan

 

  (Tophane Semti)

Kaynaklarda Mehmet Ali Paşa
Osmanlı Biyografi geleneğinin en son ve en ilginç halkası olan Mehmed Süreyya Bey'in Sicill-i Osmanî adlı Osmanlıca eseri, Başbakanlık Osmanlı Arşivi Uzmanlarından Seyit Ali Kahraman tarafından 1996 yılında günümüz Türkçesine çevirilip Tarih Vakfı Yurt Yayınları arasından 6 cilt olarak çıkmıştır. Bu kitap, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki önemli şahsiyetlerin biyografilerinin, hayat hikayelerinin yeraldığı bir eserdir. Yaklaşık olarak 15.000 tane büyük şahsiyetin hayat hikayeleri hakkında burada bilgilere ulaşmamız mümkündür.
 
  Tophane Müşirliği Anteti ve        Daire-i Sadaret Anteti

İbnü'l-Emin Mahmud Kemal İnal adlı büyük tarihçimizin son derece kıymetli ve eşsiz eserlerinden bir tanesi olan Osmanlı Devrinde Son Sadrazamlar'da Mehmet Ali Paşa'dan oldukça uzun bir bahis ayırmak suretiyle bahsetmektedir. 1969 yılında İstanbul'da MEB Basımevi tarafından basılan bu kaynakta, Adile Sultan'ın eşi olmasından dolayı da Mehmet Ali Paşa'nın popülaritesinin üst düzeyde olduğu yazmaktadır. Ferdâ Mazak hanımefendinin hazırladığı ve Çamlıca Kültür ve Yardım Vakfı'nın İstanbul'da 2000 yılında yayınladığı Adile Sultan adlı eserde de hem Adile Sultan ve hemde eşi Sadrazam Mehmet Ali Paşa geniş bir biçimde ele alınmaktadır.
 

Mehmet Ali Paşa, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki belgelerin pek çoğunda karşımıza çıkmaktadır. Kişiliği, becerisi, görevi ve konumu itibariyle II. Mahmud dönemine damgasını vuran büyük devlet adamlarından birisidir.
 

"Yakışıklı Jön"
Bu dönem Osmanlı'da yeniliklerin ve modernleşmenin şekillendiği ve topluma yayıldığı bir dönemdir. Batı ile sıkı münasebet tesisi teşebbüsleri başlamıştır. Mehmet Ali Paşa batılı seyyahları, entellektüelleri, bilim ve sanat adamlarını karşılayan devlet protakolünün başta gelen Tophaneli Müşir "jön"lerindendir. Çünkü Tophane Müşiri iken İstanbul"a gelen yabancıları misafir etmeyi severdi.
        Tophane Müşirliği        Kaptanıderyalık          Seraskerlik      Sadrazamlık Nişanları
(Mehmet Ali Paşa'nın aldığı nişanlardan bazıları)

Mehmet Ali Paşa, devlet adamlığı macerasına ciddi ve önemli anlamda ilk olarak Tophane Müşiri olarak başlamış, Kaptanıderya (Deniz Kuvvetleri Komutanı) olarak devma etmiş ve en sonunda da Padişahtan sonra ikinci adamlığa yani, Sadrazamlığa kadar yükselmiştir. Danyayı ve dünya insanlarını idare eden büyük ve muhteşem bir imparatorluğun iki numaralı adamı olmuştur. Bu makama ulaşmasında rol oynayan en önemli etkenlerden birisi de saraya damat olmasıdır. Devletin idaresinde bulunmayı başarabildiği gibi saraya damat da olmuştur. Hanım Sultanlardan Adile Sultanla büyük bir aşk yaşadıktan sonra evlenmiştir.
Köprülü Yalı da denilen Mehmet Ali Paşa Yalısı

Hayatı
Mehmet Ali Paşa, Hemşinlidir. Hacı Ali oğullarından fındık tüccarı ve aynı zamanda da Galata Başağası olan Hacı Ömer Ağa'nın oğludur. 1228 (1813) senesinde doğdu. Babasıyla birlikte İstanbu'la geldi ve yine kendisi gibi Rizeli olan Kaptanıderya Pabuççu Ahmed Paşa'nın dairesine girdi. 1243 (1828)�de saraya alındı. Sonra 3. ve 1246 (1831) da 2. mabeynci oldu. Haremle selamlık arasında olan bölüme Mabeyn derlerdi. Burası sarayın bütün işlerinin yürütüldüğü yerdir. Buradaki görevlilerin başına Mabeynci veya Mabeyin Başkatibi denirdi. Bunlar padişahın dışarıyla ve haremle olan işlerine bakarlar, dışarıdan gelen bütün yazıları, istekleri ve diğer şeyleri ilk önce bunlar inceler gerekli gördüklerini de padişaha arz ederlerdi.
Kandilli Kız Lisesi olarak da kullanılan Adile Sultan Sarayı (Tepedeki bina)

Mehmet Ali Paşa'nın adile Sultanla tanışmasının hikayesi burada başlamaktadır. Sultan II. Mahmud, evlenme çağına gelen kızını, kabiliyetli, yakışıklı, uzun boylu, ve çok güvendiği Mehmet Ali Paşa ile evlendirmek ister. Bunun için onu 1254 (1838)'de Nizip'de Hâfız Paşa ordusunu teftişe gönderir. Teftişi tamamlayıp gelirse kızını ona vereceğini vaat eder.  1255 (1839) de Mısır Hidivi Kavalalı Mehmet Ali Paşa ordusunun Hafız Paşa Ordusunu yendiğini öğrenir. Ordunun ricatinde hazine ile birlikte Malatya'ya gitti. İstanbul'a döndüğünde Sultan II. Mahmut vefat etmiş, oğlu Sultan Abdülmecid tahta çıkmıştır. Kendisi mirlivalık rütbesi ile ödüllendirildi ve bahriyeye gönderildi. Ardından Askeri Şura üyesi ve Ocak 1841'de Tophane feriki (kolordu komutanı) oldu. 31 Ocak 1844'de vezirlik rütbesiyle de Tophane müşiri (mareşal) oldu. Topların döküldüğü yer olan Topçu ocağı askeri bakımdan önemli bir yerdir.



Osmanlı Belgelerinde Mehmet Ali Paşa
Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde, Mehmet Ali Paşa ile ilgili belgeler Tophane Müşirliğinden sonraki hayatına ışık tutan yoğunlukta bir sayıdadır. Kendisine nişan verilmesi (BOA. A.MKT.MHM. 257/58), Küçükçekmecedeki çiftliğine karşılık olarak kendisine Çavuşbaşı, Hekimbaşı ve Alemdağı çiftliklerinin mülkname ile birlikte verilmesi (BOA. A.MKT.MHM. 276/3, BOA. A.MKT.MHM. 280/11), düğün tebriği için hediyeler verilmesi (BOA. A.TŞF 1/39) ve kızının doğumu, maaşları, atamaları, görevleri gereği altında imzası bulunan tarihi hadiseleri aydınlatan ve önemli kararların yeraldığı belgeler ile eşi Adile Sultan hakkında olan belgeleri örnek olarak sayabiliriz. Yani, Mehmet Ali Paşa ile eyinin hayat hikayesinin her bir ayrıntısını yansıtan bir belgeye rastlamak mümküdür.

 

Eşi, Hanımların Sultanı: Şair Adile Sultan
Mart 1845'de Âdile Sultan'la nişanlanıp o senenin Temmuz'unda da düğün icra edilmiştir. Bu düğünü Adile Sultanın kardeşi olan yeni padişah Sultan Abdülmecid yapmıştır. 19. Yüzyılın en muhteşem düğünlerinden birisi olmuştur. Adile Sultan büyük bir tören alayı ile Beylerbeyi Sarayı'ndan alınıp Valide Sultan'ın Koçili sandalına bindirilerek Kuleli kışlasında kendisine tahsis edilen Neşatabad Sarayı'na götürüldü. Bu düğün şerefine hafif suçları affedildi. İhsanlar dağıtıldı. Cuma ve Cumartesi günleri imamlar, şeyhler, hatipler ve diğerlerine 4034 kuruş verilmiştir. Bu düğünün en büyük ihsanı ise Mehmet Ali Paşa'nın düğünden bir yıl sonra, 10 Ağustos 1845'de Kaptanıderyâ (Deniz Kuvvetleri Komutanı) olmasıdır. Bu vazifede yaklaşık 2 yıl kaldıktan sonra 20 Temmuz 1847'de azl edildi. Bir hafta sonra da Mecâlis-i Âliye'ye görevlendirildi.
Cezayir Kalyonu

Mehmet Ali Paşa Haşarilikten Dolayı Azl Ediliyor
12 şubat 1848�de ikinci defa  olarak kapdanı deryâlığa getirildi. 11 Mart 1849�da Serasker oldu. Seraskerlik, Sadrazamdan sonra orduya komuta eden en yüksek rütbedeki görevlidir. Daha sonraki zamanlarda buna Milli Savunma Bakanı veya Genelkurmay Başkanı gibi karşılıklar gelmiştir. 17 Mayıs 1851�de bu görevden ayrıldı ve birkaç gün geçince yine Mecâlis-i Âliye'ye memur oldu. O sene üçüncü kez kaptanı deryâ oldu. 1852 senesinde Mecidî nişanının birinci rütbesi ile ödüllendirildi.
Adile Sultan Vakfiyesinden iki sahife

Hakkında diğer vezir ve paşalar tarafıdan bol bol şikayetler yapılmıştı. Kendisinin hayatı ve masrafları sarayın dikkatini çekiyordu. Bu durum onun Adile Sultan tarafından da tasvip edilmeye bir vaziyete sokmuştu. Onu bütün eğlencelerde ve düğünlerde görmek mümkündü. Mesire yerlerinde rastladığı güzel kadınlara iltifatlar ederdi. Adile Sultan eşinin çapkınlığıve diğer ahlâkını bilmesine rağmen kocasına karşı sonsuz bir sevgi besliyordu ve saraya pek çok kez ricalarda bulunuyordu. Bunların sonucunda da Mehmet Ali Paşa kaptanıderyalık makamına art arda üç kez getirilmiştir. Cevdet Paşa'nın Mir'at-ı Şuunat adlı eserinde, "Padişahın kızkardeşinin hatırından dolayı vezirliğe çıktığından" bahsedilir.


"İki Kuma" Karşılaşıyor
Çapkınlıklarıyla meşhur Mehmet Ali Paşa, arabasıyla Kağıthane gibi mesire yerlerinde dolaşırmış. Bir keresinde Adile Sultan kılık değiştirerek buralara gider. Eşi de arabasıyla oradadır. Kıyafetinden dolayı tanımadığı eşine türlü türlü diller döker ve kendisine "mendil" atar. Adile Sultan mendili alır ve eve gelir. Akşam saraya dönen Mehmet Ali Paşa odasına çıkar. Adile Sultan uyumaktadır ve yatağının üzerinde kendisinin gündüzün ona attığı mendil durmaktadır. Bu durum Mehmet Ali Paşa'nın büyük bir üzüntü duymasına sebeb olmuştur.
Adile Sultan Sarayı
Adile Sultan bir keresinde Fatih'teki Hırka-yı Şerif ziyaretine gitmek için dışarı çıkar. Yolda Atik Ali Paşa civarında abdest tazelemek için bir evin kapısını çalar. Evin hanımı son derece nezaketle bu misafire ev sahipliği yapar. Kahveler içilirken ev sahibi hanım, Adile Sultan hanıma kim olduğunu sorar. Kıyafet değiştirdiğinden başka bir isim verir. Bu kez evin hanımına kim olduğunu kendisi sorar. Evin hanımı Kaptanıderya Mehmet Ali Paşa'nın hanımı olduğun söyler. Büyük bir soğukkanlılıkla evin hanımına bir şey hissettirmeyen Adile Sultan bu olayı kocasına aksettirmemiş, her zamanki neşeli haliyle evine dönmüştür.

 

"Yaramaz Afacan" : Sadrazam Mehmet Ali Paşa
4 Ekim 1852'de sadrazam oldu. 4 Mayıs 1854'de ikinci defa olarak seraskerliğe, yani başkomutanlığa atandı. 20 Ocak 1855'de azlolundu. Rivayete göre, Rusya ile savaşa girilmesini istemiştir. Kendi sadrazamlığı zamanından önce uygulanan ve pek de başarılı olmayan "ılımlı, uyumlu, tavizkar ve korkak" dış politikayı terk etmekten yanadır. Bunun için de savaşı bile göze alacak kadar vakurdur. Bu da Reşit Paşa ve diğerlerinin tepkisi çekmiştir. Çünkü "mıy mıy mıy..." şeklindeki Osmanlı dış siyasetinin aktörleri "ha bugün ha yarın" diye diye ülkenin toprak ve itibar kaybını hızlandırmışlardır. Bu adamlar bir de Mehmet Ali Paşa'nın, "Devletin başına Karadağ meselesini açtığını" ileri sürmüşlerdir. Bütün bu baskılar sonucunda da Sadrazamlıktan azl edilmiştir.
Adile Sultan Gül Camii Mektebi

Sadrazamlıktan azl edildiği için son derece kırgın olan ve Reşit Paşa'ya kin kusan Mehmet Ali Paşa, öğrencileri, "bu zamanda ilim olmaz, ilim göklere kalktı" diyerek kışkırtır. Talebeler ders rahlelerini Bayezit Camii'nin minarelerine astılar. Talebelerin ayaklanması üzerine korkan Reşit Paşa, Mehmet Ali Paşa'nın seraskerlikten azli için saraya başvurur. Cevap alamayınca Hariciye Nezareti'nden (Dışişleri Bakanlığı) istifa etti. Korkusundan evine gidemedi.

 

Mehmet Ali Paşa, düzenlediği bu protesto eyleminin kötü sonuçlar doğuracağını, Fransız, İngiliz ve Rusların İstanbul'a yönelik bazı hareketlere girişeceklerini anladığından emri altındaki askerlerden bir bölük ile kendisinin kışkırttığı öğrencileri tutuklatır ve bu eyleme son verir. Bu eyleme katılanların bir kısmı Girit'e sürülür. Reşit Paşa'nın istifası da kabul edilmez ve o da görevine devam eder.

Beş defa gidip altı defa gelen Kaptanıderya!
Mehmet Ali Paşa, 31 Ağustos 1855'de 4. defa kaptanıderya (Deniz Kuvvetleri Komutanı) olup 18 Ağustos 1858'de azledilmiştir. Ve o senenin 21 Ekiminde yine tekrardan beşinci kez Kapdânıderyalığa ve 1861 Temmuzunun başlarında bu görevine ilâveten Mabeyn-i Hümâyûn Müşirliğine, Ekim 1861'de Tophane ve Mühimmât-ı Harbiye Müşirliği görevinin ilâvesiyle de serasker kaymakamı (vekili) oldu. Seraskerin gelişiyle kaymakamlığı sona erdiyse de sene sonunda Hazine-i Hassa Nezâreti dahi makam ve rütbelerine eklendi. Mehmet Ali Paşa halen sarayın damadıdır ve vazgeçemediğiğ güvenilir paşalarındandır. Fakat hakkında alabildiğince şikayetler ve ihbarlar yapılmaktadır. Yabancı devletlerin büyük baskıları karşısında onların politikalarına uygun ve paralel olacak devlet adamlarının önemli görevlere atanmaları istenmektedir. Neticede 4 Ocak 1863'te memuriyetlerinin tamamından azlolunmuştur. 1864'de Ramazan Bayramı gecesi Mecalis-i Âliyeye memur oldu. Burası günümüzde "kızak" tabir edilen görevlerden birisiydi. Yüksek rütbeli görevlilerin istifa veya azillerinde atandıkları "norm kadro" mesabesindedir. Nisan 1866'da Meclis-i Vâlâ reisi ve bir saat sonra da altıncı defa olarak kaptânı deryâ oldu ki o gece kızının düğünü dolayısıyla sâhilhânesine padişah hazretleri ziyarette bulunmuşlardır. Islahat hareketlerinin gerektirdiği yeni kanunları ve düzenlemeleri hazırlamak, memurların muhakemesiyle meşgul olmak ve lüzum görülen devlet işlerinde rey vermek üzere 1837 senesinde kurulan bu meclisin başkanlığını sadece bir saatlik kadar yapmıştır. Buradan eski görevine, deniz kuvvetleri komutanlığına atanması, "beş defa giden ve "padişahın kararıyla" altı defa geri gelen tek kaptanıderya" cümlesini günümüzü düşündürerek akıllara getirmektedir.
Bir zamanlar Çayeli ile Hemşin arasında gidip gelen ve önceden Hemşin'e daha sonra ise Mapavri'ye bağlanan Başköy yakınlarındaki Kaptanpaşa Ormancı Camii

12 Mart 1867'de Hakkı Paşa'nın Umûr-ı Bahriye Nezâreti'ne (Denizcilik İşleri Bakanlığı) atanmasıyla kapdanlık hizmetinden istifa edip Mecâlis-i Âliye'ye yeniden memur oldu. Bu gelgitler, entrikalar, yorucu vazifeler ve oldukça hızlı bir hayattan sonra 29 Haziran 1868'de bir hayli hasta yattıktan sonra vefat eylemiştir. Mehmet Ali Paşa, dünyadan, bütün görevlerinden ayrılmış bir vaziyette göçmüştür.
 
Eyüp'de Bostan iskelesinde türbesine defnedildi. Sâdık, hayırhâh, cömert ve kerimdi. Adile Sultan'dan Hayriye Hanım-Sultan adında bir yetişmiş kızı oldu. Eski zevcesinden de Edhem Paşa ile bir kızı vardır. Gayet yakışıklı, balık etli, uzunca boylu, kimsesizlere yardımcıdır. Bir mektebi ve sair hayratı vardır. Mühürdarı Ali Behiç Bey olup bir hayli sene sonra Adile Sultana kethüda olmuştur.

 

Mehmet Ali Paşa ve Adile Sultanın Malvarlıkları:
Kandilli Sarayı (Kuleli Kız Lisesi),
Hoca Kasım Mahallesi Çifte Saraylarda 39 ve 42 numaralarda arsa
Kapıağası Mehmet Ağa Mahallesinde 31 numaralı hane
Yeni Cami Kiremitçilerde 110, 112, 114 numaralı dükkan ve 116, 118, 120, 122, 124, 126, 128, 130, 132, 134, 138, 140, 142, 144, 146, 148 numaralı mağazalar
Yeni Cami, Karaköy'de 28, 30, 32 numaralı mağazalar. Yine aynı yerde 7 han odası ve Mehmet Ali Paşa Hanı.
Yeni Cami Mahallesinde diğer bir Mehmet Ali Paşa Hanı
Vaniköy Caddesinde 2 kapı numaralı sahilhane, 6 numarada kayıkhane, 7, 9, 11, 13, 15, 21 numaralarda dükkanlar.
Kandilli Mektep Caddesi 23 ve 25 kapı numaralı iki köşk
Kandilli Yeni Mahallede 25, 29, 31 numaralarda üç dükkan, 33 ve 62 numaralarda iki arsa
Kandilli Küçüksu'da 25, 26, 27 numaralarda üç bağ. (İ.MM. 5241)
 


Vakfiyyesinde vakfettiği yerler:
Medine'de bir miktar arsa, 9 Kârgir menzil, 14 oda, sofa, mutfat vs. den oluşan bir ribat, ağaçlı ve iki kuyusu olan bir bahçe ve boş arazi.
Eyüp Bostan İskelesi'nde eşi ve kendisi için türbe ve bahçe. Ahmet Dede Mahallesinde 4 numaralı bahçeli ev.
Galata Perşembepazarı caddesinde 24 numaralı iki katlı mağaza
Dudullu'da çeşme, kahve dükkanı
Galata dışında Hüseyin Ağa mahallesinde Cadde-i Kebir'de 446 zira arsa üzerinde bir su kuyusu ve 12 adet büyük bina.
Yüksek kaldırım caddesinde 53 numaralı bir kuyu ve bir sarnıcı bulunan üç katlı menzil ve 18 numarada altında mahzeni bulunan bir dükkan.
Galata Emekyemez mahallesinde Okçu Musa Caddesinde üç katlı menzil ve altındaki üç dükkan.
 
 

Hayratları:
Arap Camii şadirvanı, Bedevi dergahı sarnıcı, Dudullu'da çeşme ve namazgâh, Laleli Adile Sultan Çeşmesi, Adile Sultan Sıbyan Mektebi (Gül Camii Mektebi), Galata Arap Camii Mektebi, Anadoluhisarı Mektebi.
 

Dipnot için:
Vakıf Rize Dergisi, Sayı: 36 (Ağustos-Eylül), İstanbul 2006, sf. 93-97
Muhammet Safi
Başbakanlık Osmanlı Arşivi Uzmanı
muhammetsafi@gmail.com
www.blogcu.com/muhammetsafi

2076
0
0
Yorum Yaz