9/3/2007

Servet ve Haysiyet Bakımından Karadenizli İleri Gelenlerin Liste

Servet ve Haysiyet Bakımından Karadenizli İleri Gelenlerin Listesi (1880 Senesi Trabzon Vilayeti Vukuat Cetveline Göre)
Muhammet Safi
Başbakanlık Osmanlı Arşivi Uzmanı
                                        
Sümela Manastırı
(Büyütmek için tıklayınız)

Aceleci, tefekkür ve değerlendirme endişesi olmayan, kolaycı ve öngörülü yaklaşımı tercih eden, toplumsal şuur ve akıldan uzak ve  günübirlik yaşamı teşvik eden iletişim araçlarının aksine tarih, halihazır durumu geçmiş ve gelecek ile irtibatlandıran, günümüzü istikbale hazırlayan, insanlara benlik ve bilinçaltı kazandıran bir olgudur. Osmanlı Arşivi bu manada dünyanın en büyük tarih hazinesidir. Okyanusta balık tutmak gibi açıldığınız bilim deryasında oltanıza takılan kadarıyla konuşup söyleyebilirsiniz. Bu engin denizde balığa çıktığımız son seferde oltamıza takılan belgeleri birlikte değerlendirmeye çalışacağız.

Bu yazı okunduğunda, belki kestirme yoldan ve kolaycı usluptan hareketle ilk akla gelen  sığ, sıradan, basit ve bilimsel olmayan ifade ile “Osmanlı İmparatorluğu bütün Karadenizlileri fişlemişti” denecektir. Günümüzün güya buna benzer haber ve bilgileri hatırlanıp bilimsel olmayan karşılaştırmalar da yapılacaktır. “İyi-kötü”, “doğru-yanlış” “yerli-yersiz” eksenli yorumlar da ileri sürülecektir.

Biz kısaca, "Aşta tuzu olmayanların sofrada kaşığı bulunmaz", diyelim.
2180 senesinin nesline neyi nasıl bıraktığımızın muhasebesinin en güzel yapılacağı kıyaslama 1880 senesinin tarihi vesikalarında bulduğumuz bilgiler olacaktır. Geleceğe yadigar bırakmak istediklerimiz, geçmişteki belgeler gibi  günümüzün belgelenmeyi bekleyen bilgileri olacaktır. Türk milletinin istikbaline dahil olmak isteyen her vatanseverin bu manaya mütedair nokta kadar kıymeti dünyalar kadar cesameti haizdir.

Osmanlı İmparatorluğunun hüküm sürdüğü zamanlardaki şartlara göre değerlendirildiğinde, oldukça orijinal yönetim şekilleri geliştirdiği, benimsediği ve bunları başarıyla uyguladığı ortaya çıkıyor. Bunların, günümüzün mülkî ve askerî yönetim alışkanlıkları ve metodlarıyla kıyaslanmasında sağlıklı sonuçlar elde edilmesini beklemek yanlış olur. Günümüz demokratik yapıdaki yönetim anlayışında devletin “belirli süreli” idarecisi olan hükümetlerin tercih ettikleri uygulamalar, herkesin malumu olduğu üzere, idarecinin bütün yurdu çeşitli etkinlikler vesilesi ile dolaşması ve yerinde bizzat halkla temasa geçmesi, devletin uygulamalarını yerinde görmesi, iletişim araçlarının sürekli enformasyonu ile kamuoyunu takip etmesi şeklinde özetlenebilir. Osmanlı padişahlarının idaresi altındaki toprakları günümüzdeki sıklıkta gezmedikleri, dolaşmadıkları, hatta saray muhitinden, daha doğrusu İstanbul’dan dışarı çıkmadıkları bilinmektedir. Devlet merkezindeki ısrarlı ikamet tarzı, etrafın kontrolünün ve denetiminin yapılmadığı manasını taşımamaktadır. Bazı padişahlar bu iletişim ve denetimi kendilerine özgü metodlarla halletme yolunu denemişlerdir. II. Abdülhamit’in oluşturduğu Yıldız Sarayı Albümleri adlı fotoğraf koleksiyonu, onbinlerce fotoğrafı barındırmaktadır. Bu albümlerde Osmanlı yurdunun imar, inşa, eğitim, sosyal hayat, çağdaşlık, tarih, kültür, folklor, sanayi, ziraat vb. bütün alanlara ait fotoğraflar bulunmaktadır. Hele imar ve inşa faaliyetlerinin belirli aralıklarla çekilmiş fotoğraflarıyla takip edilmesi ilginç bir yöntem olmakla birlikte günümüz için de eşsiz ve tarihi ehemmiyeti haiz belgelerdir.

Salname denilen devlet ve vilayet yıllıkları ise günümüzde dahi tutulmayan sağlam ve istatistiki verilere dayalı memleket durumunu belgeleyen sürekli ve rutin bir uygulama idi. Bu yıllıklara ilmiye, maarif, hariciye vb. alanındaki yıllıkları da eklerseniz her alanda kapsamlı bir enformasyonla devletin merkezinin sürekli bilgilendirildiği, yapılan icraatların sonuçlarının gözler önüne serildiğini ve memleketin idari, iktisadi, sosyal ve kültürel hayatının tespit edildiğini görürüz.

II. Abdülhamit döneminin ülkedeki gelişmeleri takip etme, denetimi sağlama ve halkın genel ahvalini öğrenme yöntemlerinden bir tanesi de vukuat cetvelleri dediğimiz valiliklerden her yıl aldığı genel durum raporlarıdır. Valiler saraya, idareleri altındaki vilayetin ve bağlı birimlerinin nüfus, doğum-ölüm, cinayet, adli olaylar, sosyal hayat, asayiş durumu, ekonomik seviye, yerli ve yabancı istenmeyen kişilerin faaliyetleri, askerî vaziyet ve toplum hayatında olması gereken her türlü bilgi hakkında sarayı sürekli olarak bilgilendirmekteydiler. Bu vukuat cetvelleri ilk bakışta daha çok polisiye uygulamaların raporları ve dökümleri olarak görünüyorlarsa da günümüz açısından ihtiva ettikleri bilgiler hasebiyle oldukça faydalı malumatın yeraldığı tarihi vesikalardır.

Eski zaman idare şeklinin iyi öğrenilmesi ve bilinmesi bunun yeniden uygulanması temennisi ve ümidini doğurmamalıdır. Değişen zaman ve zemin kendine özgü şartlarını da yaratır. Osmanlının kendi asırlarında uyguladığı yöntemler, “günümüz hayatının daha da güzelleşmesi için neler yapılmalıdır” sorusunun tarihçiler tarafından verilecek cevaplarını oluşturan cümlelerden öte algılanmamalıdırlar.

Yazımıza konu olan Trabzon vukuat cetvellerinin yeraldığı belgeler günümüz insanın pek çok konuda aydınlanmasına zemin hazırlayacak bilgileri içermektedir. Yöremizin yüzyıllar öncesinden kapsamlı ve birinci elden değerlendirmesinin bulunduğu bu tarihi vesikalar istikbali planlayanlar, toplum mühendisleri ve idareciler için başucu bilgileri mesabesindedirler.

“Yollar Servetin Kapılarıdır” adlı makalede ele aldığımız ve Rize hakkında kapsamlı olarak hazırlanan bir raporun, Sırrı Paşa tarafından talep edilen ve Rize mutasarrıfının kaleme aldığı bir rapor olduğu da anlaşılmaktadır. Tahmini tarih olarak belirli kriterlere dayanarak verdiğimiz 1280 tarihinin belgenin gerçek tarihi olduğu ve imzasız hazırlandığı için muhtemelen mülkiye müfettişi veya Rize mutasarrıfı tarafından kaleme alınmıştır şeklindeki yorumumuz da bu belge sayesinde netlik kazanmaktadır. Çünkü Sırrı Paşa gerek merkeze çektiği telgrafında ve gerekse yolladığı raporunda ilçelerden kapsamlı bir rapor talep ettiğini ve hazırlandıklarında bunları saraya yollayacağını söylemektedir.

Osmanlı İmparatorluğunda gayri müslimlerin idaresi ve durumları hakkında pek çok kitap ve belge bulunmaktadır. Bu konu akademik anlamda da yeterli derecede ele alınmıştır. Bizim dikkati çekmek istdediğimiz ise incelediğimiz vukuat pusulasındaki ileri gelenlerin servet ve haysiyet açısından değerlendirmelerinin yapıldığı liste olacaktır. Müslim vatandaşlardan (mali, askerî ve birkaç detay husus dışında) asla ayırt edilmeyen gayrimüslim vatandaşların durumlarına ışık tutabilecek mahiyette bilgilere rastlıyoruz. Osmanlı devletinin resmi görevlisi ve halka yönelik yüzünün en yüksek temsilcisi olan valinin raporunda gözler önüne serilen durum oldukça ehemmiyetlidir. Gerek müslim ve gerekse gayrimüslim halk, servet ve haysiyetlerine göre sıralanmaktadırlar. Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Gümüşhane sancaklarının eşrafının listeleri mal ve şerefe göre tutulmuştur. Burada dikkat edilen husus, “servetçe birinci derecede ise de haysiyetçe ikinci derecededir” şeklinde tercih edilen bir sıralamadır. Bu sıralama birinci, ikinci ve üçüncü diye puanlanan bir sıralamadır. Serveti olmayanlara “serveti kalmamıştır” denilmesine rağmen haysiyet bakımından yapılan değerlendirmede ise asla “haysiyetsiz” veya “haysiyeti yoktur” denilmemektedir. Gayri müslim olup da gerek haysiyet ve gerekse servet bakımından birinci derecededir diye nitelendirilen vatandaşlara rastlanıldığı gibi, müslim olup “haysiyet ve servetçe üçüncü derecededir” şeklinde tarifler de bulunmaktadır. Burada bir ayırıma gidilmemiştir.

Yine müslim halkın sivil itibar unvanlarından olan ağa, bey ve efendi gibi sıfatlar, gayrimüslim vatandaşlar nitelendirilirken de kullanılmıştır.

Halkın ileri gelenlerinin listelendiği bu belge sülalelerin şecere bilgileri ve geçmişe dair tarihleri itibariyle de oldukça ehemmiyetlidir.

Osmanlı belgeleri birinci el kaynak oldukları için diğer tarih kaynakları gibi ayrıca bir değerlendirilmeye tabi tutulmak ihtiyacını aynı şiddette taşımazlar. Bunların bilim alemine kazandırılmasında güdülen en büyük gaye, okuyucunun kendi yorumunu ve değerlendirmesini kendisine bırakmak olacaktır. Bahusus incelediğimiz belgelerin muhteviyatı da buna müsaittir.


Dönemin Trabzon Valisi: Sırrı Paşa

Sırrı Paşa Girit'de, Kandiye'de Sâlih Tosun Efendi'nin oğlu olarak 1844’de doğmuştur. Devletin çeşitli kademelerinde görev aldıktan sonra 1879’da Trabzon, 1880’de Kastamonu, aynı yıl 2. defa olarak Trabzon, 1881’de Ankara, 1300 (1883) de Sivas, 1885’de Diyarbakır, 1888’de Adana, 1889’da vezirlik rütbesiyle Bağdad valisi, 1891’de Diyarbakır valisi olup 1894’de hastalığı hasebiyle İstanbul'a gelmişve 11 Aralık 1895’de vefat eylemiştir. Otoriter, gayretli ve çalışkan olup bulunduğu yerlerde iyi hizmeti görülmüş ve azil yüzü görmemiştir. İlim ve fazilet cihetinden benzersiz olan valilerdendir. İyi derecede şiir ve yazı yazabilen birisidir. Sert mizaçlı bir zattır. Bunun için Karadeniz insanının servet ve haysiyetine yönelik yaptığı değerlendirmeler önemlidir.

Trabzon Valisi Sırrı Paşa'nın 1880 yılında Trabzon ve bağlı yerlerden olan Rize, Giresun ve Trabzon merkezle alakalı olarak genel manada saraya verdiği iki adet raporunda yöre hakkındaki tespitleri yeralmaktadır.
 
31 Ağustos 1880 tarihli şifreli telgrafında cinayet, nüfus, doğum-ölüm cetveli gibi bilgileri göndereceğini söylemektedir. Bu telgrafta ayrıca Trabzon vilayetinde asayişi ihlal edici bir durum olmadığını ve halkın tamamının güven ve rahatının berkemâl olduğunu övünerek anlatmaktadır.  7 Eylül 1880 tarihli ikinci telgrafında ise ilçelerden istenen cetvelleri ve beraberinde de gerekli açıklamaları içeren yazısının elden postaya verildiğini bildirmektedir. Yine aynı gün teftiş için Rize’ye gittiğini beyan etmektedir. Bu ikinci telgrafla belgelerden birini oluşturan ve 5 Eylül tarihini taşıyan raporunda Sırrı Paşa Trabzon vilayeti ve bağlı birimleri hakkında saraya şu bilgileri vermektedir:


Şefkatli efendim hazretleri,

Ferman buyurulan şifreli telgrafınız alındı. Derhal gereği bağlı yerleşim birimlerine tebliğ edildi. Ferman gereği olan ve doksan 1876 senesi Ağustosundan bugüne kadar vilâyette meydana gelen adam öldürme vesâir cinayetlerin tür ve derecelerini ve müslim ve gayri müslim nüfusun gerçek miktarıyla 1876’dan 1880 senesi sonuna kadar olan miktarı ile doğmu ve ölüm miktarlarını bildiren iki cetvel düzenlenerek ekli olarak huzurlarınıza arz olundu.

Cinayetlerin listesinde sıralanan vukuattan başka evrakları henüz Trabzon İstinaf Mahkemesi ile Trabzon Bidayet Mahkemesine gelmemiş cinayetler varsa onların da bir listesi ve kıdem, haysiyet, emlek ve servet bakımından halkın ileri gelenlerinin defteri vilayete bağlı yerlerden istenilmiş olmakla geldikleri zaman arz olunacaklardır. Nüfus cetvelinde gösterilen ölümler tamamen doğal ve adi hastalıklardan dolayı meydana gelmiştir. İçlerinde bulaşıcı hastalık ve dikkati çekecek diğer hastalıklardan vefat edenler yokmuş.

Eski ve yeni göçmenlerin gelmeleriyle birlikte mevcut eski nüfus hayli artmıştır. Mevcut güvenlik kuvvetleri ise tersine azalmıştır.

Buna rağmen çok şükür memleketin âsâyiş ve güvenliği berkemâldir.

Gerçi müslümanların birbirlerinden kız kaçırmak ve o yolda adam yaralamak ve öldürmek ve ara sıra ufak tefek şeyler çalınmak gibi adi vukuat eksik değil ise de yol kesenlerin ve diğer eşkiya çetelerinin azlığından dolayı bu gibi adi olaylardan umumi asayiş hiç bir zaman bozulmadığı muhakkaktır.

Bununla birlikte padişahımızın emrini yerine getirmek için bugün serhat olan Rize tarafına doğru bizzat tarafımdan teftiş ve denetime çıkıldığından bu konuda istenilen rapor hakkında şifreli telgrafla talep edilen izin üzerine alınacak cevabi emre göre daha fazla tafsilat verilecektir.
 
Trabzon’da bulunan İngiliz Konsolosu emsâli gibi daima vaziyeti inceleyip araştırmakla uğdaşmaktadır. Gerçek yalan her ne duyarsa İstanbul İngiltere Büyükelçiliğine ve Londra’ya bildirir. Ve genellikle yazdığı şeyleri dostâne şekilde bana da nakleder ve anlatır.

Yalnız Hristiyanlara dostluk göstermeyip aksine Müslümanları ve özellikle devlet memurlarını da tarafına çekmek için gayr-i resmi yollarla onlar hakkında da çok kayırmalarda bulunur. Geçende Londra’dan aldığı emir üzerine Giresun, Ordu Canik (Samsun) kazalarını gezmiştir.

Bir kaç gün önce yine Giresun’a gelirken hava muhalefetinden dolayı vapur Giresun iskelesine uğrayamadığından Trabzon’a çıkmış ve bir kaç gün sonra yine Giresun’a gideceğini ve bu seyahatinde gördüklerini ve yaptığı araştırmalarını bana da anlatacağını söylemiştir. Trabzon ve Samsun’da bulunan Rusya Konsolosları da önceleri Sohum’dan göç eden ve halihazırda Batum havalisinden göç etmekte olan Müslüman halkın geride bıraktıkları arazide yerleştirmek üzere Trabzon vilayetinde ikamet eden Hristiyan halkı oralara göç etmekye gizliden gizliye teşvik etmektedirler.

Diğer konsoloslar bu gibi işlere karışmayıp aksine Rusya Konsoloslarının bu çabalarına görünürde öfke gösteriyorlar.

Her halde emr ü fermân padişahımızındır.

05.10.1880

Trabzon’dan
Trabzon Vilayeti Valisi
Sırrı

Raporun Belgesi
(Büyütmek için tıklayınız)




Trabzon Valisi Sırrı Paşa ikinci raporunda da daha çok Rize insanının bir tahlilini yapmaktadır. Rizelilerin devletine ve padişahlarına olan bağlılıklarını ve sevgilerini takdir cümleleriyle anlatmaktadır. İçlerinden bazı eski dönemlerden kalma alışkanlıklarını sürdüren derebeyi artıklarının halk üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsettikten sonra yöreye karşı beslediği güzel hislerinin dışavurumu olarak, bu insanların cezalandırma yolu tercih edilerek Rize’den sürülmelerinden daha çok sahip oldukları meziyet ve kabiliyetlerinden devlet olarak istifade yolunun benimsenmesini ve İstanbul’a aldırılıp ülkenin başka vilayetlerinde bunların istihdamları yolunun tutulmasını önermektedir.

Adet: 40

Mâbeyn-i Hümayun Başkitâbet-i Celilesine (Saraya...)

Merhametli efendim hazretleri

Vilâyetin havi olduğu nüfus ile malum süre içinde meydana gelen cinayetlerin evraklarından Trabzon Bidayet ve İstinaf Mahkemelerine gelenlerin cetvelleri 15.10.1880 tarihli yazımızla arz olunmuştu. Canik (Samsun) sancağından başka diğer üç ilçe halkının ileri gelenlerinin kıdem, haysiyet, emlâk ve servetlerine göre isim ve şöhretlerinin yeraldığı defter de bu kerre ekli olarak makamlarına arz edildi. Evrakları, zikrolunan bu iki mahkemeye henüz gelmemiş olan cinayetlerin de cetvelleri bağlı birimlerden istenilmiştir. Gerek bunların ve gerek Canik sancağındaki haysiyet ve servet sahibi insanların listeleri geldikleri zaman aynı şekilde hiç bir gecikmeye mahal bırakılmadan takdim kılınacaktır.

Lazistan (Rize) sancağının merkezi olan Rize kazasına vardığımın üçüncü günü bütün köy ve mahallelerin muhtarları topluca yanıma geldiler.

Padişahımızın tahta çıktğından beri yöre insanları emniyet ve huzur içinde olarak topluca padişahımıza sağlık ve afiyet duaları ile bağlılıklarını belirten sözler ettiler. Hiç bir şekilde kimseden incinmediklerini ve bazan içlerinden insanlık hali olarak istenmeyen bir fiili işleme cesaretinde bulunanların da derhal hükümet tarafından yakalanarak adliye görevlilerine teslim edildiklerini, bunların mahkemelerinin görüldükten sonra layık oldukları cezaya çarptırıldıklarını gördüklerini beyan ettiler.

Benim yanımda hazır bulunanların gözlerinden mutluluk ve sevinç gözyaşmarın akmasına sebep olacak derecede halifemiz ve padişahımıza hayır dualarda bulundular.

Bir haftadan beri gizli ve açıktan olarak yaptığım tahkikata göre, Rize’de çok şükür genel asayiş, emniyet ve huzur gerçek manada istenilen derecededir. Fakat asıl Lazistan denilen mahallerde oraların eski derebeyleri artıklarından sayılan bazı ileri gelen kimseler halk üzerinde nüfuz etkisinde bulunduklarından halk arasında bazı rahatsızlık mevcut olduğu ve bu rahatsızlığın kaldırılması için de mutlaka bu ileri gelen insanlardan bazılarının oradan uzaklaştırılmaları gerektiği kanaati doğmuştur.

Çünkü bunların içinde gerçekten değerli ve istihdama değer adamlar da vardır. Bunun için sürgün edilmeleri yoluyla buradan kaldırılmalarına gerek yoktur. Ancak başka vilayetlerde uygun işlerde istihdâm olunmak üzere İstanbul’a aldırılmaları hem kendileri hem umumen memleket ve halk açısından sayısız güzellikleri doğuracaktır. Bundan dolayı bir iki güne kadar oralara da gidip daha fazla bilgi edinip yine arz eylerim.
Yalnız bu derebey artıkları hakkında yapılması gerekenin telgrafla tarafıma emr olunup bildirilmesi özellikle istirham olunur. Sonsuz ve her halde emir ve fermân hazreti padişahımızındır.

15.10.1280
Rize’den
Trabzon Vilayeti Valisi
Mühür
(Sırrı)




Raporun belgesi
(Büyütmek için tıklayınız)



Trabzon Vilâyetinin Merkez ve bağlı üç sancağında (Trabzon Sancağı, Lazistan /Rize Sancağı ve Gümüşhane Sancağı) yaşayan halkın ileri gelenlerinin kıdem, haysiyet, emlâk ve servet bakımından isim ve şöhretlerinin listesi


Trabzon Sancağı Merkez Trabzon Kasabası
Hacı Arif Ağazade Mütemâyiz Emin Hilmi Efendi : Kıdem ve haysiyetçe birinci derecede ise de emlâk ve servetçe üçüncü derecededir.
Kalcızâde Emirü’l-Ümerâ Hacı Osman Paşa : Aynı şekilde
Kalcızâde Istabl-ı Âmire pâyelülerinden Mehmet Bey : Kıdem ve haysiyetçe birinci derecede ise de emlâk ve serveti kalmamıştır.
Tüccârdan Nemlizâde Hacı Ahmet ve Mahsur Efendiler : Emlâk ve servetçe birinci derecenin dahi fevkinde iseler de kıdem ve haysiyetçe ikinci derecededirler
Meclis-i Beledî Reisi Mütemayiz Ali Rıza Efendi : Kıdem ve haysiyetçe ikinci derecede ise de emlâk ve serveti yoktur
Subaşızâde Sâniyeden Pertev Efendi : Kıdem ve haysiyetçe ikinci ve emlâk ve servetçe üçüncü derecededir.
Eyüpzâde Sâniyeden Ali Galip Efendi : Aynı şekilde
Mısırlızâde Istabl-ı Âmire pâyelilerinden Mehmet Bey : Kıdem ve haysiyetçe ikiknce derecede ise de serveti yoktur.
Tüccardan Culhazâde Hacı Hüseyin Efendi : Emlâk ve servetçe birinci derecede ise de kıdem ve haysiyetçe ikinci derecededir.
Tüccardan Kalaycızâde Osman Efendi : Aynı şekilde
Tüccârdan Sandalcızâde Hüseyin ve Temel Efendiler : Yalnız emlâk ve servetçe birinci derecededirler
Hamamcızâde Hafız Ahmet ve Hüseyin Efendiler : Yalnız emlâkça birinci derecededirler
Tüccardan Arnavutzâde Sâniyeden Ahmet Lutfi Efendi : Servet ve haysiyetçe ikinci derecededir
Dizdarzâde Kapıcıbaşı Hacı Emin Efendi : Kıdem ve haysiyetçe birinci dereceye karib ise de emlâk ve servetçe üçüncü derecededir
Abanoszâde Ali Ağa : Servetçe ücüncü haysiyetçe ikinci derecededir
Rum Tüccarından Gavran oğlu Yanika ve Yorgi Efendiler : Haysiyetçe birinci ve servetçe üçüncü derecededirler
Rum Tüccârından Bodur oğlu Sâniyeden Yanika Ağa : Haysiyetçe birinci ve emlâk ve servetçe ikinci derecededir.
Rum Tüccarından Hacı Duman oğlu İlya Ağa : Haysiyet ve servetçe ikinci derecededir
Rum Tüccarından Kısırlı Hacı Yani Ağa : Aynı şekilde
Mısıryan Ohannes Efendi : Aynı şekilde
Mazlumyan Artin Ağa : Aynı şekilde
Bargüzak oğlu Simyon Ağa : Aynı şekilde
Temezreli Hadiş oğlu Karabet Ağa : Aynı şekilde
Kapıcıbaşı Hacı Derviş Ağa : Haysiyet ve servetçe üçüncü derecededir
Cincizâde Hacı Ömer Efendi : Aynı şekilde
Tüccardan Kısırlı Hacı İbrahim Efendi : Aynı şekilde
Alaybeyzâde Hacı Osman Efendi : Servet ve haysiyetçe üçüncü derecededir
Hacı Halilzâde Osman ve Mustafa Efendiler : Aynı şekilde
Fetvaciyan Haci Simyon Ağa : Aynı şekilde

Giresun Kazası
Dizdârzâde Ahmet Bey oğlu Abdullah Bey : Kıdem ve haysiyetçe birinci ve servetçe ikinci derecededir
Laçinzâde Genç Ağa : Yalnız servetçe birinci derecededir
Sarıbayraktarzâde İsmail Kaptan : Servet ve haysiyetçe birinci derecededir
Bayezidzâde Emrullah Ağa : Aynı şekilde
Akköy’de Karaibrahimzâde Ahmet Ağa : Aynı şekilde
Piraziz’de Tirealizâde Ali Ağa : Aynı şekilde
Gedik Alizâde Ahmet Ağa : Aynı şekilde
Nohut oğlu Yorgi Ağa : Aynı şekilde
Pastırmacı Ömer Kaptan : Aynı şekilde
Sarıbayraktarzâde Ömer Kaptan : Aynı şekilde
Arzuhalci Hasan Efendi : Aynı şekilde
Taclizâde Haşim Efendi : Aynı şekilde
Bekir Efendi : Aynı şekilde
Tüccardan Mustafa Efendi : Yalnız servetçe birinci derecededir
Arslan oğlu Lazari Ağa : Servet ve haysiyetçe birinci derecededir

Ordu Kazası
Hazinedarzâde Ali Bey ve biraderleri İbrahim ve Osman Beyler : Aynı şekilde
Yine Hazinedarzâde Ahmet Bey : Aynı şekilde
Felekzâde Süleyman Ağa : Aynı şekilde
Hapishanede Şıhmanzâde Süleyman Bey : Aynı şekilde
Kadı Zaimzâde Arif Efendi : Aynı şekilde
Ulubey’de Alaybeyizâde Abdurrahman Efendi : Aynı şekilde
Nefs-i Ordu’da Kuzme oğlu Kostantin Ağa : Aynı şekilde
Haci Gorgor oğlu Yano Ağa : Aynı şekilde
Ermeni Tüccârından Kigork Ağa : Aynı şekilde

Tirebolu Kazası
Hacı Emin Kaptanzâde Mehmet ve Hüseyin Efendiler : Servetçe birinci ve haysiyetçe ikinci derecededirler
Nâipzâde Hacı Ömer Ağa : Aynı şekilde
Rum Milletinden Haci Mihail Ağa : Aynı şekilde

Of Kazası
Saraylıoğlu Hasan Efendi : Servet ve haysiyetçe birinci derecededir
Çağıroğlu Mustafa Ağa : Servet ve haysiyetçe ikinci derecededir
Kemancıoğlu Salih Ağa : Aynı şekilde
Hacı İslamoğlu Hacı İbrahim Ağa : Aynı şekilde
Hacı Kahraman Ağa : Aynı şekilde

Sürmene Kazası
Pazoğlu Cafer Ağa : Servet ve haysiyetçe birinci derecededir
Zorba Hasan Ağa : Aynı şekilde
Çıralıoğlu Genç Ağa : Servet ve haysiyetçe ikinci derecededir

Görele Kazası
Kara Kadı Efendi : Servet ve haysiyetçe birinci derecededir
Guguzâde Süleyman Bey : Servet ve haysiyetçe ikinci derecededir

Vakfıkebir Kazası
Badiroğlu Yusuf Ağa : Haysiyetçe birinci ve servetçe ikinci derecededir
Badirzâde Mehmet Ağa : Servet ve haysiyetçe birinci derecededir

Şarlı Nahiyesi
Uzunzâde Keleş ve Biraderi Osman Ağalar : Servet ve haysiyetçe birinci derecededirler
Kukuzâde Hasan Bey : Servet ve haysiyetçe ikinci derecededir

Maçka Nahiyesi
Eyüpzâde Mustafa Ağa : Servet ve haysiyetçe birinci derecededir
Eyüpzâde Nuri ve biraderi İsmail Ağalar : Yalnız haysiyetçe birinci derecededir

Yomra Nahiyesi
Kalabkalı Ali Efendi : Servet ve haysiyetçe birinci derecededir
Gümüşhaneli Ali Efendi : Aynı şekilde
Yetimoğlu Hasan Ağa : Aynı şekilde
Hacı Hamza oğlu İbrahim Ağa : Servet ve haysiyetçe ikinci derecededir
Kibaroğlu Mahmut Efendi : Aynı şekilde
Gümüşhanelioğlu Ali Ağa : Aynı şekilde
Şatırzâde Kapıcıbaşı Mikdat ve biraderi İbrahim Beyler : Servet ve haysiyetçe birinci derecededirler

Akçaabat Nahiyesi
Bağdadlızâde İbrahim Efendi : Servet ve haysiyeti yerindedir
Hacı Musazâde Emin Ağa : Serveti yolundadır
Hacı Ahmedcan Efendi : Aynı şekilde
Serdarzâde Mustafa ve Ahmet Ağalar : Aynı şekilde
Hacı Salihzâde Ömer ve Hacı Mehmet Ağalar : Aynı şekilde
Mersinli Hacı Mehmet Ağa : Servet ve haysiyeti yolundadır
Saralı Hacı Bekir Ağa : Aynı şekilde
Arnavutzâde İbrahim Ağa : Aynı şekilde

Lazistan Sancağı Rize Kasabası
Hacı Memimş Paşazâde Hacı Ahmet Bey : Servet ve emlâk ve haysiyetçe birinci derecededir
Biraderleri Mesut ve Mehmet Ali Beyler : Servet ve emlâkça birinci derecede ise de haysiyetçe ikinci derecededirler
Tuzcuzâde Mahmut Ağa : Emlâkça ve haysiyetçe birinci derecededir
Tuzcuzâde Hacı Mehmet Ağa : Aynı şekilde
Tuzcuzâde İsmail Ağa : Aynı şekilde
Mataracızâde Hacı Mustafa Efendi : Servetçe ve emlâk ve haysiyetçe birinci derecededir
Biraderi Hacı Ahmet Efendi : Aynı şekilde
Kapa Osman oğlu Hacı Osman Kaptan : Emlâk ve haysiyetçe birinci derecededir
Yarıkzâde Hacı Osman Efendi : Servet ve haysiyetçe birinci derecededir
Hacı Mahmutzâde Hacı Derviş Ağa : Aynı şekilde
Hacı Genç Ağazâde Hacı Hafız Ali Efendi : Aynı şekilde
Hacı İsmail Ağazâde Hacı İsmail Efendi : Aynı şekilde
Selyânzâde Ömer Efendi : Aynı şekilde
Tuzcuzâde Hurşit Efendi : Emlâkça birinci derecede ise de haysiyetçe ikinci derecededir
Durmuş Efendizâde Hacı Ahmet Ağa : Servetçe birinci derecede ise de haysiyetçe ikinci derecededir
Yanıkzâde Bahadır Ağa : Emlâkça birinci derecede ise de haysiyetçe ikinci derecededir
Kadızâde Hacı Ali Efendi : Haysiyetçe birinci derecede ise de emlâkça ikinci derecededir
Hacı İbrahim Efendizâde Hacı Osman Efendi : Haysiyetçe birinci derecede ise de emlâkça üçüncü derecededir
Eyüpzâde Hacı Mehmet Ağa : Servetçe birinci derecede ise de haysiyetçe üçüncü derecededir
Tuzcuzâde Hacı Arif Ağa : Emlâk ve haysiyetçe ikinci derecededir
Sükazzâde Hacı Yusuf Ağa : Aynı şekilde
Diknazâde Hacı Hüseyin Efendi : Servet ve haysiyetçe ikinci derecededir
Türüdîzâde Hacı Mehmet Ağa : Aynı şekilde
Lazzâde Hacı Mehmet Ağa : Aynı şekilde
Dervişzâde Hacı Salih Efendi : Aynı şekilde
Mollazâde Rauf Efendi : Aynı şekilde
Hacı Mahmutzâde Hacı İsmail Efendi : Aynı şekilde
Hacı Şükürzâde Hacı Emir Ahmet Ağa : Servetçe ikinci derecede ise de haysiyetçe üçüncü derecededir
Şadoğlu Mustafa Efendi : Aynı şekilde
Kanburoğlu Hacı Salih Efendi : Aynı şekilde
Molla Ömerzâde Hacı Ali Ağa : Aynı şekilde
Hacı Bilal Efendizâde Hacı Hafız Süleyman Efendi : Aynı şekilde
Süleyman Efendi : Haysiyetçe ikinci derecede ise de servetçe üçüncü derecededir
Güvelizâde Hacı Ali Ağa : Servet ve haysiyetçe üçüncü derecededir
Kazancı Hamit Efendi : Aynı şekilde
Zirhzâde Şakir Efendi : Aynı şekilde
Hacı İbrahimzâde Hacı Hüseyin Efendi : Haysiyetçe birinci derecede ise de emlâkça üçüncü derecededir
Kalenderoğlu Haralambo Ağa : Servet ve haysiyetçe ikinci derecededir
Liyanik oğlu Filibo Ağa : Servetçe birinci derecede ise de haysiyetçe üçüncü derecededir
Haci Kosti oğlu Yorika Ağa : Servet ve haysiyetçe ikinci derecededir
Haci İstavre oğlu Yani Ağa : Servetçe üçüncü derecede ise de haysiyetçe ikinci derecededir
Bıyıkoğlu Yapo Ağa : Keza
Kuvoloğlu Hacı Mustafa Ağa : Servetçe birinci derecede ise de haysiyetçe üçüncü derecededir
Kuvoloğlu Hacı İbrahim Ağa : Servetçe ikinci derecede ise de haysiyetçe üçüncü derecededir
Maçinzâde Hacı Ahmet Ağa : Servet ve haysiyetçe ikinci derecededir
Sofizâde Hacı Mehmet Efendi : Aynı şekilde
Şalvar oğlu Yani Ağa : Servet ve haysiyetçe üçüncü derecededir

Mapavri Nahiyesi (Çayeli)
Şerifzâde Hacı Yusuf Ağa : Servet ve haysiyetçe birinci derecededir
Hacı Osman Efendizâde Mustafa Efendi : Servetçe ikinci ve haysiyetçe birinci derecededir
Haceoğlu İlyas Efendi : Servetçe üçüncü ve haysiyetçe ikinci derecededir
Baltacıoğlu Abdi Ağa : Aynı şekilde
Şerifzâde Abdi Ağa : Aynı şekilde
Tüysüzoğlu Hacı Osman Ağa : Servet ve haysiyetçe ikinci derecededir
Kâmil oğlu Ahmet Efendi : Aynı şekilde
Tüysüz oğlu Eyüp Ağa : Servetçe ikinci derecede ise de haysiyetçe birinci derecededir
Kürdoğlu Ali Efendi : Servetçe üçüncü derecede ise de haysiyetçe birinci derecededir

Karadere Nahiyesi (Kalkandere)
Seymenzâde Tahir Ağa : Servet ve haysiyetçe birinci derecededir
Kalpak oğlu Hacı Hüseyin Ağa : Servetçe birinci ve haysiyetçe üçüncü derecededir
Kürün oğlu Osman Ağa : Servetçe üçüncü ve haysiyetçe ikinci derecededir
Kansızoğlu Hurşit Ağa : Aynı şekilde
Kukuloğlu Hüseyin Ağa : Keza
Müderris Hüseyin Efendi : Yalnız haysiyetçe birinci derecededir

Kura-yı Seba Nahiyesi (İkizdere)
Likvanoğlu Hacı Mustafa Ağa : Servet ve haysiyetçe ikinci derecededir
Püberoğlu Hacı Habip Ağa : Servet ve haysiyetçe birinci derecededir
Püberoğlu Tufan Ağa : Servet ve haysiyetçe ikinci derecededir
Kutavoğlu Mehmet Ali Ağa : Aynı şekilde
Biraderi Mehmet Ağa : Aynı şekilde
Şeyh Hacı Osman Efendi : Servetçe üçüncü derecede ise de haysiyetçe birinci derecededir
Ekşioğlu Ali Ağa : Servetçe ikinci derecede ise de haysiyetçe birinci derecededir
Biraderi Mehmet Ağa : Aynı şekilde
Atmacaoğlu Hacı Ali Ağa : Servetçe birinci derecede ise de haysiyetçe üçüncü derecededir

Hopa Kazası
Ahmed Efendizâde Hasan Behcet Efendi : Emlâk ve haysiyetçe birinci derecededir
Cordanzâde Abdurrahman Ağa : Emlâkça birinci derecede ise de haysiyetçe ikinci derecededir
Osman Ağazâde Hacı Hasan Efendi : Aynı şekilde
Köse Hacızâde Ömer Ağa : Aynı şekilde
Eyüp Ağazâde Hasan Efendi : Aynı şekilde
Osman Ağazâde Ahmet Ağa : Emlâkça ikinci derecede ise de haysiyetçe birinci derecededir
Cordanzâde Kadir Ağa : Aynı şekilde
Hacı Mustafa Efendizâde Ali Faik Efendi : Aynı şekilde
Eyüp Ağazâde Halim Efendi : Emlâk ve haysiyetçe ikinci derecededir
Şehrîzâde Osman Efendi : Emlâkça üçüncü derecede ise de haysiyetçe ikinci derecededir

Arhavi Nahiyesi
Hacı Şahinzâde Mehmet Bey : Emlâk ve haysiyetçe birinci derecededir
Cordanzâde Hacı Aziz Ağa : Aynı şekilde
Hamit Efendi : Aynı şekilde
Dursun Efendi : Aynı şekilde
Kurdoğlu Hacı Mahmut Efendi : Emlâkça birinci derecede ise de haysiyetçe ikinci derecededir
Biraderi Hacı Hasan Efendi : Aynı şekilde
Yörükzâde Hacı Ali Efendi : Aynı şekilde
Hacı Ali oğlu Hasan Bey : Aynı şekilde
Hacı Ali oğlu Yakup Efendi : Aynı şekilde
Mirasyedioğlu Mahmut Efendi : Emlâk ve haysiyetçe ikinci derecededir
Bayraktaroğlu Hacı Ali : Aynı şekilde

Atina Kazası (Pazar)
Pasezâde Halim Efendi : Emlâk ve haysiyetçe birinci derecededir
Pasezâde Mecit Efendi : Aynı şekilde
Telatorzâde Hasan Ağa : Aynı şekilde
Naibzâde Mustafa Efendi : Emlâk ve haysiyetçe ikinci derecededir
Hacı İbrahim Efendizâde Sadık Efendi : Emlâkça üçüncü derecede ise de haysiyetçe ikinci derecededir
Baltazâde Ali Ağa : Aynı şekilde
Sayfzâde İsmail Ağa : Aynı şekilde

Hemşin Nahiyesi (Hemşin+Çamlıhemşin)
Han Ağazâde Hacı Osman Ağa : Emlâk ve haysiyetçe birinci derecededir
Yeğeni Halit Efendi : Aynı şekilde
Farezâde Reşit Ağa : Emlâkça üçüncü derecede ise de haysiyetçe birinci derecededir
Reyhanzâde Hurşit Ağa : Emlâkça birinci derecede ise de haysiyetçe ikinci derecededir

Gümüşhane Sancağı Merkez Gümüşhane Kasabası
Hacı Abdi Ağa : Haysiyet ve servetçe birinci derecededir
Hacı Ahmet Ağa : Aynı şekilde
Rakaoğlu Ömer Ağa : Servetçe birinci derecede ise de haysiyetçe ikinci derecededir
Biraderleri Hafız ve Rifat Ağalar : Emlâk ve servet ve haysiyetçe ikinci derecededir
Silahtar Ağazâde İbrahim Efendi : Haysiyet ve şerefce ikinci derecededir
Kasap Ömer Ağa : Aynı şekilde
Mavrangelli Ethem Ağa : Aynı şekilde
Topaloğlu İbrahim Ağa : Servetçe birinci derecede ise de haysiyetçe ikinci derecededir
Bakkal İbrahim Ağa : Servet ve haysiyetçe ikinci derecededir
Hacı Derviş Ağa : Aynı şekilde
Numan Efendi : Aynı şekilde
Şehbenderzâde Kâmil Efendi : Aynı şekilde
Şarkadezâde : Aynı şekilde
Nâzır Ağazâde Ömer Ağa : Aynı şekilde
Hacı Mustafa Ağa : Aynı şekilde
Numan Efendi biraderi Ahmet Ağa : Aynı şekilde
Haci Kostantin Efendi : Haysiyet ve şerefce birinci derecededir
Bezzâz Haci Yorika : Servetçe birinci derecede ise de haysiyetçe ikinci derecededir
Mumcuzâde Haci Yorika ve biraderi : Haysiyet ve servetçe ikinci derecededir
Haci Artin Ağa : Haysiyet ve servetçe birinci derecededir
Karındaşı : Haysiyet ve servetçe ikinci derecededir
Haci Yorgi : Aynı şekilde
Haci Aneştaş : Aynı şekilde
Çakır Çorbacı : Aynı şekilde
Filibos Ağa : Aynı şekilde

Torul Kazası
Üçüncüzâde Ali Bey : Haysiyet ve servetçe birinci derecededir
Biraderi İskender Bey : Aynı şekilde
Diğer biraderi Mahmut Bey : Aynı şekilde
Diğerleri Süleyman ve Hacı Salih Beyler : Aynı şekilde

Kürtün Nâhiyesi
Yakupoğlu Ağa : Aynı şekilde
Mukayyidzâde : Aynı şekilde

      
Belgeler
(Büyütmek için tıklayınız)
Belge referans numarası:
Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Y.PRK.UM, nr: 2/40
Tarih: 7 L. 1297 (13.09.1880)



Muhammet Safi
muhammetsafi.blogcu.com
muhammetsafi@gmail.com


 

Kategori: (Belirtilmemiş) :: Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!


* * * * * * * * * * *

Yazan: isimsiz | Konu: ecdatlarımız | Tarih: 2008-03-18 15:01:14
syn muhammet bey çalışmalarınızdan dolayı sizi tebrik ediyorum.Bende pazarın h
emşin bölgesindenim.1110 senesinden sonrada bende benim soy ağacım var.(1680)
Acaba sizdeki arşivlerde bu tarihe tekamül eden koçanoğlu veya sıçanoğlu olarak kayıtlarınızda bahsi geçen bir konu varsa faydalanmak isterim şimdiden teşekkürler.

Bağlantı:: ::

* * * * * * * * * * *

Yazan: fatih özkan | Konu: ilminiz daim olsun | Tarih: 2007-09-01 13:28:09
Yapmış olduğunuz çalışmalar hakikaten çok faydalı. Mevlam ilminizi daim kılsın

Bağlantı:: ::

* * * * * * * * * * *

Yazan: Fatih Sultan KAR | Konu: Emeğine sağlık | Tarih: 2007-03-16 07:41:37
Yüerğine sağlık diyerek başlıyorum. Çünkü sadece bir avuç insanın yüreğine kaldı bu işler..Tarihine geçmişine duyarlı yöneticilerimiz ( sözde değil, özde ) var olmadıkça da yüreğine daha da çok ihtiyacımız olacak..
Emeğine sağlık . Yolun bahtın hep açık olsun .Mutlu kal...

Bağlantı:: ::



EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Rize Tahrir-i Öşür Envanteri 1850 Rize Sülaleleri
Rize
Tahrir-i Öşür
Envanteri
1850
Rize Sülaleleri
Muhammet Safi

İstiklal Harbi Hakkında Yazılan İlk Eseri
Türk İstiklal Harbi
Hazırlayan:
Muhammet Safi

Blogcu ile yapıldı