Türk İstiklal Harbi (Garp Cephesi) Kitap

2004-10-30 19:11:00
   

Türk İstiklâl Harbi

(Garp Cepesi)

Hazırlayan:   Muhammet Safi

İlk kaynaktan İstiklal Savaşı
İstiklal Harbi ile ilgili yazılan ilk eser


 

Kurtuluş Savaşı esnasında Garp Cephesi’nde vazifeli olan kurmay subay Cevdet Kerim İncedayı’nın savaş notları yazıldıktan 82 yıl sonra yayımlandı.

1925’te Osmanlıca eski harflerle basılan ve Kurtuluş Savaşı’nı askeri bakımdan inceleyen ilk çalışma olan kurmay subay Cevdet Kerim İncedayı’nın Türk İstiklal Harbi (Garp Cephesi) adlı kitabı, 82 yıl sonra bu kez yeni harflerle basıldı. Savaşın hemen sonrasında, anılar henüz tazeyken, Kurtuluş Savaşı’nı gün gün anlatan Türk İstiklal Harbi, araştırmacılar için önemli bir kaynak. Yazarı tarafından, ‘Türkün kurtuluş ve bağımsızlık mefkûresi uğrunda şehit olan kahramanlara’ ithaf edilen kitapta, Birinci İnönü’nden Yunanlıların denize döküldüğü güne kadar Garp Cephesi’nde meydana gelen askerî harekâtlar ve buna bağlı cereyan eden olaylar anlatılıyor.


Genelkurmay Harekât Şubesi Garp Cephesi Kısım Amirliği’nde bulunan yazar, bu cepheyle ilgili bütün belgeleri, hatta şifahi beyanları notları arasına alarak tarihe kayıt düşüyor. Cevdet Kerim’in notları arasında Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa ve Fevzi Paşa’nın isimlerine de sıklıkla rastlamak mümkün.



Düşmanın mahiyet ve kasdının tahliliyle başlayan kitapta, Anadolu’nun ayağa kalkması ve iç isyanlar ele alınıyor. Çalışmada ayrıca Erzurum ve Sivas Kongreleri ile Misak-i Millî’nin tam metni, Anadolu’nun siyasi durumu, Anadolu Ordusu’nun kuruluşu ve idare şekli anlatıldıktan sonra Birinci İnönü Muharebesi’nden Ardahan ve Artvin’in anavatana katılmasına, 30 Ağustos Başkumandan Meydan Muharebesi’ne kadar pek çok cepheyle ilgili malumata yer veriliyor.

İlk bakışta askerî harekâtın anlatıldığı izlenimini veren eserde, Türk halkının bu mücahedeye verdiği destek de örnekleriyle birlikte ifade ediliyor. Sakarya Muharebesi esnasında ordunun erzak, silah ve mühimmat nakliyatının emzikli bebeklerini evlerinde terk eden kadınlarla çocuklar tarafından yapıldığı, çocuk yaştaki vatan evlatlarının da bu yarışta yer aldıkları bu çarpıcı örneklerden sadece birkaçı.


Bugüne kadar çok sayıda çeviri, makale ve 41 kitap çalışması bulunan Başbakanlık Osmanlı Arşivi Uzmanı Muhammet Safi’nin diline dokunmadan yayına hazırladığı çalışmada, esas olarak Garp Cephesi anlatılıyor. Kitap, belge niteliğindeki 31 harita ile de destekleniyor. Çalışmanın ikinci cildini teşkil eden bu haritalarda, yeni harflerle birlikte Osmanlıca baskılar da muhafaza edilmiş.

Aksiyon Dergisi



HARİTALAR

Kurtuluş Savaşımızın operasyon haritaları günümüzde yeterli derecede ulaşılabilir durumda değildir. İlk defa olarak bu haritalar bu kadar çok sayıda ve hepsi de birarada orijinal halleriyle ve Türkçeleştirilmiş karşılıklarıyla beraber verilmişlerdir. 50 cm'den büyük boy haritalardır.

Kitap iki ciltten oluşmaktadır. Birinci  cilt Türk İstiklal Harbi'nin öncesini, aşamalarını ve sonrasını anlatmaktadır.
İkinci cilt ise tamamen harita ve krokilerden ibarettir.

Bu haritalar 31 adettir. Bunların tamamı orijinal boyutta büyük boylu operasyon harita ve krokileridir. Hepsi de Osmanlıca olan haritaların tamamı asıllarına müdahale edilmeden Türkçeleştirilmiştir. Her bir Osmanlıca sözcüğün altına Türk alfabesi ile olan karşılığı yerleştirilmiştir.

Bugüne kadar yapılan ilk çalışma olması bakımından hem orijinallik isteyen ve hem de bu belgeleri kolayca anlamak isteyenler için güzel bir fırsattır. Haritalardan bir tanesi örnek olsun diye aşağıdadır.

Büyütmek için resmin üzerine tıklayınız



Aynı haritadan detay. Büyütmek için üzerine tıklayınız.


Cevdet Kerim'in kendi kaleminden:

“Hayatımı yokladığım zaman birini diğerine üstün tutamayacağım hadiseler az değildir. Ama hiç zihin yormadan ve emek sarfetmeden en müstesnası ve azametlisi şudur: Atatürk, Türk milletinin kurtuluşunun ancak büyük bir askeri zaferle mümkün olduğunu, uzun ve mücadele dolu tecrübelerden sonra kani olmuş bulunuyordu. İstiklal mücadelesi yılları çok uzadıkça esasen milletimizin şeref ve kahramanlık kaynaklarına dayanarak giriştiği savaşlarda zaman yıpratabiirdi. Bir an geldi ki bütün milli kudretleri yığıp bu zaferi istihsal elzem oldu. İşte bu takat 25 Ağustos akşamı Afyon hattında son haddine vardırılmış ve 26 Ağustos sabahı milletimizin talihi denecek ve mukadderatı tayin edilecekti. O zaman Başkomutanlık karargâhında harekât dairesinde Garp Cephesi işleri ile meşgul bir kurmay subaydım. Başkomutan karargâhı 25-26 Ağustos gecesini Kocatepe’den uzanan dereler içinde geçirdi. Gün doğmadan çadırlardan ayrıldık. Önde Atatürk, her adımda dikleşen bir tepeye doğru (savaşı idare yeri olan Kocatepe) ince bir patikadan ve her atın başı önündeki atın kuyruğunu ısırırcasına sıklaşmış bir kafile halinde ilerliyorduk.

 

Biraz sonra istiklal Mücadelesi gibi yeryüzünün müstesna eseri olan o hadiseyi yaratabilen Türk milletinin son takati bütün bir düşmanlığın karşısında harekete geçecekti. Bunda zafer ve bugünkü mesut istikbal göründüğü kadar büyük bir felaket tevehhüm edilebiliyordu. Hiç kimse bir diğeri ile konuşmuyordu. Ama imanlar kuvvetli... Doğacak sabahın hayırlı bir sabah olacağına iman tamdı. İşte ateş başlayıncaya kadar geçen bu 1-2 saatlik yolculukta yaşadığım heyecana ölünceye kadar hiçbir heyecan ulaşamayacak sanırım. O bahtiyar kafilede bulunanların hangisine sorarsanız hepsi aynı şeyi söyler.”

 

1364
0
0
Yorum Yaz